HOLY SPIDER: Mizojinist Eril Karadulun Acınası Gregor Samsa Hali

2022 Filmekimi kapsamında gösterimi yapılan, ilk gösterimini ise 2022 Cannes Film Festivali’nde yapan, Ali Abbasi’nin yönetmen koltuğunda oturduğu, dili Farsça fakat kendisi İranlı olmayan bir film Holy Spider. 2020 yılının sonlarında Covid-19 önemlerinin en az uygulandığı yer olan Türkiye’de çekimlerine devam etmek isteyen Holy Spider’ın prodüksiyon ekibi Türk makamlarınca durduruldu ve film ekibi bunun İran hükümetinin müdahalesi ile alakalı olduğunu açıkladı. İran’da Kültür ve İslami Rehberlik Bakanlığı’nın Sinema Teşkilatı film hakkında “aşağılayıcı ve siyasi amaçlı bir hareket” yorumlarını yaptı. İslam dünyasında oldukça hassas bir konu olan “Şeytan Ayetleri” kitabı ile Holy Spider filmini bir tutarak “milyonlarca Müslüman’ın inancına ve dünyanın geniş Şii nüfusuna hakarettir” söylemlerini kullandı. Filmin yönetmeni Abbasi ise filminde bir seri katili değil, seri katil aracılığı ile İran’daki dini veya politik değil, kültürel olan mizojinist hareketleri anlatmayı amaçladığını dile getirdi. Film 2000’li yıllarda İran’ın Meşhed şehrinde 16 seks işçisini öldüren İranlı seri katil Said Hanai’nin kurgusal bir karakter olan kadın gazeteci Rahimi (bu rolüyle Cannes’da en iyi kadın oyuncu ödülünü alan Zar Amir-Ebrahimi) tarafından yakalanmasını konu almakta.

Zar Amir-Ebrahimi

İnşaat işçisi olan Said Hanai 1980’lerde İran-Irak savaşında yer almış fakat gazi olmadığı veya orada şehit düşmediği için kendini değersiz birisi olarak gören biçimsel ve tinsel olarak sorunlu, fakat toplumun gözünde “sıradan bir adam”dır. Sokaklarda bulduğu seks işçisi olan kadınları kandırarak evine götürür ve sonrasında onları orada boğarak öldürür. Cesetleri ise nereye bıraktığını telefonla arayıp yerel muhabire söyler. Kendisinden bahsedilmesi onun için son derece önemlidir ki bu yüzden her gün gözleri gazetelerde “Örümcek Katili” hakkındaki haberleri aramakta ve sokaklarda bu katil hakkında yapılan konuşmaları sessizce, bazen ufak fikirler belirterek dinlemektedir. Hatta filmin bir sekansında polisler cesedi incelerken ve gazeteci Rahimi de oradayken Said Hanai’yi de görürüz. Katilin olay mahalline dönme isteği bilindik bir dürtüdür fakat burada Said olay mahalline değil cesedi bıraktığı yere gelir. Katilin olay mahalline dönme isteğinin nedenleri arasında cinayet zevkini tekrar yaşama arzusu, merak duygusu, kontrol içgüdüsü gibi olguları sıralayabiliriz. Ancak bu noktada katilin orada bulunmasının amacı bir kontrol içgüdüsünden çok yaptığı eylemin haklılığını bir kez daha kendisine gösterip bununla tatmin olmak ve bunun yanısıra polisin ve gazetecilerin kendisi hakkında ne düşündüğünü öğrenme amacıdır. Bu öğrenme amacı diğer tatmin duygusundan ağır basar çünkü onun hakkında konuşulması demek, onun değerli bir varlık olduğu anlamına gelmektedir kendince.

Sinema endüstrisinde Ortadoğu, Güneydoğu Asya gibi mekanlar çoğunlukla sarı tonlama ve sepya efekti ile gösterilir çünkü endüstrinin yöneticileri tarafından bu mekanlar “gelişmekte olan yerler” olarak görülür ve buralardaki sıcaklığı, kirliliği, fakirliği ancak bu şekilde yansıtabileceklerine inanırlar. Ancak Abbasi’nin filminde İran değil Said Hanai’nin evi sarı tonlamada gösterilir. İran sokaklarında genellikle yeşil aydınlatma ile karşılaşırız. Sinematografik açıdan yeşil renk hem pozitif hem de negatif özellikleri ile bilinir ancak filmin genel konusu itibariyle İran sokaklarında kullanılan yeşil rengin korku filmlerinde kullanılan yeşil aydınlatma ile benzerlik gösterdiği açıktır. Sokaklarda Örümcek Katili dolanmaktadır ve bu renk tedirginliği yansıtır. Hanai cinayetleri evinde işler ve güvensizliği, deliliği temsil eden sarı aydınlatma burada görülür. Evine aldığı kadınlar birisi içerde sigara içerken Hanai mutfakta onu öldürmek için bir şeyler ararken sahne bir duvar aracılığı ile ikiye bölünür; kadının bulunduğu ortamda sarı tonlama hakimken Hanai’nin bulunduğu mutfak soğukluğu ve melankoliyi temsilen buz mavisi ışıklandırma ile aydınlatılır.

Zar Amir-Ebrahimi

Çoğu “suç” janrında yer alan filmin aksine Holy Spider’da katil filmin erken bölümlerinde ortaya çıkar. Bunun sebebi filmin bir seri katilin profilini çizmek yerine seri katilin bulunduğu bağlamın uzun yıllardır içinde bulunduğu kültürel bir nefret haline gelen kadın düşmanlığını anlatmak üzerine kurulu olmasıdır. Bundan dolayı katilin kim olduğundan çok neden katil olduğu ile ilgileniriz. Filmde gösterilmeye çalışılan İran’da toplumsal bir kültür hatta gelenek haline gelen mizojiniyi, filmde kullanılan sahneler ve sahnelerde yer alan detaylar çerçevesinde de inceleyebiliriz. İran filmlerinde kadınları başörtüsü olmadan görmemiz olanaksızdır. Kadınların saçını dahi göremediğimiz bu filmlerde erotik herhangi bir sahneyle karşılaşmamız da aynı şekilde imkansızdır. Fakat Abbasi’nin filminde kadınları başörtülü veya başörtüsüz olarak görebiliyoruz, aynı şekilde herhangi bir örtüklük olmadan bir oral seks sahnesi ile de karşılaşabiliyoruz. Said Hanai’nin cinayetlerini işlerken sıklıkla kullandığı nesnenin evine çektiği, seks işçisi olan kadınların başörtüleri olduğunu görmek ve bilmek, bu cinayetlerin özünde İran İslam Cumhuriyeti patriyarkasının bir enstrümanı ile işlendiğini anlamaktır. Said Hanai bu kadınları öldürmekle fetvaya uyduğunu ve bir tür cihad yaptığını var saymaktadır. Oniki İmam’ın sekizincisi olan İmam Rıza adına masum kadınları öldürdüğünü, şehri onlardan temizlemeye çalıştığını hatta aklının hala öldüremediği kadınlarda olduğunu söyler.

Susan Fiske ve Peter Glick tarafından geliştirilen Ambivalent Sexism (Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik) kuramı cinsiyetçiliğin negatif özellikler kadar pozitif özellikleri de içerdiğini savunur. Bu kurama göre cinsiyetçilik iki alt bileşene ayrılır; Hostile Sexism (Düşmanca Cinsiyetçilik) ve Benevolent Sexism (Korumacı Cinsiyetçilik). Kadınlar hakkındaki negatif değerlendirmeler Hostile Sexism, kadınların toplumsal cinsiyet rollerine uyduklarında gerçekleşen pozitif değerlendirmeler ise Benevolent Sexism içerisinde yer alır. Bir kadın toplumun ondan beklediği şekilde davranmazsa, geleneksel cinsiyet rollerini kırıcı tutumlarda bulunursa hostile sexism devreye girer ve kadının istismar edilmesi haklılaştırılır. Buna karşıt olarak bir kadın geleneksel cinsiyet rollerine uygun davranıyorsa, eş, anne gibi sıfatlarını toplumun beklentisine göre şekillendiriyorsa benevolent sexism devreye girer, kadın şefkatle korunur ve kollanır. Filmde bu iki türden cinsiyetçiliği barındıran karakter Said Hanai’dir. Seks işçisi olan kadınlar toplumun beklentilerine ve daha özelleştirilerek dinin getirdiği gerekliliklere uymadıkları için istismar edilebilirler hatta öldürülebilirler ancak Hanai’nin karısı gibi toplumun beklentilerine ve dinin gerekliliklerine uyan, kadının kurdu olan kadın, bir anne ve eş her şekilde korunmalıdır. Bu düşünce sisteminin üreticisi ise toplumun kültürünün ve geleneklerinin şekillenmesinde önemli bir role sahip olan İran İslam Cumhuriyeti’dir.

Filmin adının “Kutsal Örümcek” (Holy Spider) olması üzerine düşünüldüğünde akla ilk gelen şey tabii ki Said Hanai’nin “Örümcek Katili” (Spider Killer) isminin basın tarafından ona verilmesi olur ancak örümcek olan Said Hanai mi yoksa kadınlar mıdır? Hanai’ye bu ismin kadınları evine çekip orada öldürdüğü için verildiği bilinmektedir. Tarihsel ve kültürel olarak “örümcek” sıfatının genellikle kadınlara verildiği görülmektedir. Antik Sümer Tanrıçası Uttu ismi yazılırken kullanılan çivi yazısı sembolü “örümcek” kelimesine denk geldiği için örümcek olarak tasavvur edilir. Antik Yunan’da Athena ile girdiği dokuma yarışmasında Athena’yı yenip onun gazabına uğrayarak örümceğe dönüştürülen Arakhne’nin hikayesi anlatılır. Batı Afrika ve Karayip hikayelerinde hem bir insan hem de bir örümcek olarak görünen düzenbaz Kwaku Ananse vardır. Japon mitolojisinde ise samurayları baştan çıkaran “fahişe örümcek” Jorōgumo görülür.

Zar Amir-Ebrahimi

İslam’ın gerektirdiği şekilde hareket ettiğini söyleyen katil bir erkeğin neden “örümcek” sıfatını aldığını Kur’an-ı Kerim’in Ankebût suresinin 41. ayetine bakarak açıklamaya çalışabiliriz. İhsan Eliaçık’ın Türkçe Mealine göre ayet; “Allah’tan başkasını yâr edinenin durumu, kendisine ağ örerek ev yapan örümceğe benzer. Hâlbuki iyice bilseler evlerin en çürüğü örümcek evidir.” şeklindedir. Ankebût, dişi “karadul” için kullanılan bir kelimedir. Ayete göre Allah’tan uzaklaşıp başkalarını veyahut Allah’a uzak olan fikirleri yüce görmek karadulun ördüğü tehlikeli eve girmektir. Bu örümceğin evi tehlikelidir çünkü avını kendine çeker ve öldürür. Burada bahsedilen karadul kişiyi Allah’tan uzaklaştıran kişiler veya fikirlerdir. Bu durumda kadınları tehlikeli bir şekilde düzensizce ördüğü ağlarının içine alıp öldüren kişi Said Hanai’dir. Eril karadul Allah’a şirk koşarak onun verdiği canı almakla kendi yüceliğini herkese kanıtlama arzusunda ve kendini haklı çıkarma girişimindedir. Fakat bu eril karadul Ankebût suresindeki örümcekten ayrı olarak Franz Kafka’nın Gregor Samsa’sı kadar da acınası ve kaçıngan bir ezikliktedir. Böylesi bir durumda dişil karadulların gücüne bile yaklaşamayacak kadar eril bir kırılganlığa sahiptir.

Filmde Said Hanai’nin idam edilmesiyle beraber İran’ın adalet sistemi doğrulanıyormuş gibi görünse de Hanai’nin taraftarları ve oğlu bu sorunun Hanai özelinden daha derin ve geniş çaplı bir sorun olduğunu gösterir. Holy Spider’ın konusunun zihinleri saran örümceklerinin ağları patriyarkal sisteme çalışan organlar olup zihinlerden sokaklara taşan zehirli örümceklere dönüşmeden önce, kadın olma halinin suç sayılamayacağı gerçeğinin, insanlara saçlarını açan bir kadının yarattığı şoktan daha büyük (!) bir şok yaratacağı günlere selam olması dileğiyle.

Berfin Tutucu

Bir Cevap Yazın