James L. Brooks Sinemasında Yolculuklar ve İlişkiler: TERMS of ENDEARMENT 

Kim Bartholomew ve Leonard M. Horowitz, bir Yetişkin Bağlanma Modeli geliştirerek güvenli, kayıtsız, saplantılı ve korkulu bağlanma olmak üzere dört prototip olduğunu ortaya koymuşlardır. Buna göre güvenli prototip kişisel özerkliğini koruyarak yakın ilişkilerini tutarlı ve mantıklı bir biçimde sürdürürken kayıtsız prototip, yakın ilişkilerin önemini küçümser; kısıtlı duygusallığı, bağımsızlığı savunur ve cesaret ya da güvenilirlik eksikliğiyle karakterize edilir. Saplantılı prototip ise yakın ilişkilere aşırı dâhil olma, başkalarının kabulüne bağımlılık, onları idealize etme gibi özellikler sergilerken korkulu prototip reddedilme kaygısı, kişisel güvensizlik hissi ve başkalarına güvenmeme gibi nedenlerle yakın ilişkilerden kaçınır (1991, s. 228). Larry McMurtry’nin yapıtından James L. Brooks tarafından beyazperdeye uyarlanan, “En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü”, “En İyi Yönetmen Akademi Ödülü” ve “En İyi Film Akademi Ödülü”nü kazanan, 1983 yapımı Terms of Endearment (Sevgi Sözcükleri) filminin başkarakterleri Aurora Greenway (Shirley MacLaine), Emma Greenway Horton (Debra Winger) ve onların hikâyelerinde bir rol üstlenen Flap Horton (Jeff Daniels) ile Garrett Breedlove’ın (Jack Nicholson) ilişkilerinde Bartholomew ve Horowitz’in tespit ettiği bağlanma prototiplerinin izini sürmek mümkün.

Shirley MacLaine, Debra Winger, Jack Nicholson

Brooks, Emma’nın hayatını bir büyüme hikâyesi gibi zaman atlamalarıyla yansıtırken açılış sekansından itibaren Aurora’nın kızıyla bağını da resmeder. Film, karanlık bir odada açılır. Mekânın sağ alt köşesinde aydınlanmış bir yer vardır yalnızca. Bu görselin üzerine gelen seslerde Aurora ile eşini duyarız. Emma’nın sağlığıyla ilgili olumsuz bir durumla karşılaşmaktan kaygılanan Aurora, beş dakikada bir kızını kontrol etmektedir. Yavaş yavaş aydınlanan odada kızının yatağı üzerinde şekilden şekle girerek her ayrıntıyı gözlemleme çabasındayken Emma ile ilişkisinde saplantılı bağlanmanın bir örneğini gösterdiğinin ilk ipuçlarını verir. Eşinin ölümünden sonra kızıyla baş başa kaldıklarında bu bağlanma güçlenerek dönüşür. Babası vefat ettiğinde henüz ergenlik çağına bile adım atmamış olan Emma, Aurora’nın sığınağı gibidir. Gergin olduğunda, kaygıları depreştiğinde soluğu kızının yanında alan Aurora, ondan destek alarak sakinleşir. 

Shirley MacLaine

Deniz Akçay’ın Köksüz (2013) filminde Nurcan’ın (Lale Başar) eşini kaybettikten sonra kızı Feride’yle (Ahu Türkpençe) ilişkisini Bartholomew ve Horowitz’in modeli üzerinden çözümlediğim yazımda[i] karakterin kızı yanında olmadığı zaman sokağa çıkarken bile kaygı düzeyinin çokça yükseldiğine dikkat çekmiştim. Aurora ile Emma ilişkisinde de birebir olmasa bile benzer durumları gözlemlemek mümkün. Nurcan nasıl ki yalnızca Feride’yle söz konusu bağı kurmuşsa Aurora da Emma ile böyle bir bağ kurar ve hayatındaki diğer insanları ekseriyle dışarıda tutar. İki sahne, bu sınır tablosunu netleştirir bize. Birinde Emma, Flap’la evlendikten sonra onu arayan Aurora, telefon elinde oturmaktadır. Kaygılarını yüzünden anlarız ve Emma’yla konuşup telefonu kapattığında yanındaki panjurun aralığından bahçedeki insanları izler. Bu kişiler, yıllardır yalnızca gözlemlediği ve aralarındaki mesafeyi hep koruduğu insanlardır. Komşuları ya da arkadaşlarıyla iletişimine tanık olduğumuz bir başka sahnede ise Aurora’yı Tanrı’nın armağanı olarak gördüğünü söyleyen Vernon Dalhart’a (Danny DeVito) sinirlendiğini hissettiren bir ses tonuyla “Ben hak edene kadar bana tapınma yeter” diyerek o sınırlardan birini çizer. Bunu korumak için gerek duyduğunda sert bir üslup kullanmaktan, karşısındakini azarlayıp itmekten kaçınmaz. Kuralları yalnızca kendisinin koyduğu alanında başkalarının bir açık kapı bulmak konusunda güçlük çekeceği, Aurora’nın sofrasının betimlendiği bu sahnede iyice ortaya konur. 

Shirley MacLaine, Danny DeVito

O sofrada kalıcı bir yer edinemeyenlerden biri de Flap’tır. Emma – Flap ilişkisinde irdelenecek konuları düşündüğümüzde Aurora kaygılarında ve itirazlarında haklıdır. Bununla birlikte – Flap’a karşı mesafesinin aksine – torunları Tommy (Troy Bishop), Teddy (Huckleberry Fox) ve Melanie (Megan Morris) ile aralarında neredeyse Emma’yla kurduğunun benzeri bir bağ dikkati çeker. Kontrolcülüğü torunlarıyla ilişkisinde de mevcuttur. İkinci ve üçüncü torunlarının henüz olmadığı tarihlerde Flap’a bir üniversiteden gelen teklif nedeniyle taşınmaları gerektiğinde Emma’yı Tommy’ye emanet ederek içinde üçünün yer alabildiği bir alanı uzakta olsalar bile koruma çabasını sürdüreceğini imler. Öte yandan, Aurora’nın bu tavrına rağmen Tommy’nin ona “büyükanne” yerine “Bayan Greenway” diye hitap etmesi, yakınlık hiyerarşisinde Emma’dan sonraki ikinci sırada konumlandığını ve Flap ya da Vernon gibi diğer karakterlerdeki kadar görünür olmasa da onunla da belirli bir mesafeden iletişim kurduğunu duyumsatır. Ne var ki yola çıktıklarında Aurora’nın uzağında bir düzen kurmanın hepsine iyi geleceğini söyleyen Flap’a karşı Tommy’nin o düzeni özleyeceğini dile getirmesi, söz konusu mesafenin belli ölçüde bir bağ kurulmasına engel olmadığının göstergesidir. 

Jeff Daniels

Kızı ve torunuyla ilişkisi modeldeki birinci ve üçüncü prototipin özelliklerini taşırken Garrett’la ilişkisi kayıtsız ya da korkulu bağlanma örüntülerinden hangisine örnektir? Uzun süredir komşusu olan Garrett’ı anlatı zamanı çerçevesinde ilk gördüğü sahnelerden birinde onu uzaktan gözlemler Aurora. İzledikleri, Garrett’ın onunla taban tabana zıt ilişkiler kurduğunu söyler. Konuşmaya başladıklarında ise bağırış çığırış içinde bir iletişim yolu seçmişlerdir. Tartıştıkları bir sahnede bahçelerinin arasına çekilmiş sınır, aralarındaki duvarı görünür kılar. Peki bu duvarı ören, yalnızca Aurora’nın kaygıları mıdır? Karşısındaki insana el işaretiyle “Buraya gel” diyen, tanışmalarının hemen ertesinde senli benli olmaya cüret edecek kadar ölçüsüz davranan Garrett’a sınırları hatırlatma gereği duyması son derece anlaşılırdır. Aurora, örneğin yemeğe çıkma teklifini kabul etmediğinde Garrett’ın ısrarcı tavrı sürdükçe, cinsiyetçi zihniyetinin biçimlendirdiği eylem ve söylemlerine koşut hadsizliği var oldukça ve beden dili megalomaniyi işaret ettikçe yarattığı güvensizlik duygusu nedeniyle karşısındaki insanın zaman zaman korkulu zaman zaman ise kayıtsız bağlanma modeline uygun davranışları sergilemesi makuldür. 

Jack Nicholson, Shirley MacLaine

Aurora, karar verip teklif eden tarafta olup bir ölçüde kontrolü elinde bulundurduğunda ilişkileri dönüşecektir. Aradan birkaç yıl geçmiştir. Bu defa Aurora, Garrett’ın kapısını çalıp yemeğe çıkmayı teklif eder. Dengeler, onun lehine değiştiğinde ilişkileri, Aurora’nın korkulu ya da kayıtsız bağlanma yerine güvenli bir bağlanmadan yana olduğunu düşündürecek bir biçimde ilerler. Rahatsızlıklarını yine açıkça söyleyerek duygularını ve dolayısıyla kendisini ikinci sıraya itmediği bir ilişki talep ettiğini ifade eder sözgelimi. Tam anlamıyla henüz yoluna koyamadığı romantik ilişkisinde gelgitler, karşı karşıya gelmeler ve bunlarla birlikte geçirdikleri dönüşümler, Aurora’nın derdini ortaya koyabilmesine yardımcı olur. Bir tarafta kendisine doğru alanı açtıkça diğer tarafta Emma’yla paylaşımı da artar. Garrett’la ilişkisi, kızıyla konuştuğu konulardan biridir. Örneğin, onunla ne zaman, ne kadar ilerlemek istediğini Emma’ya söyler. Kızı, hoşlanmadığı bir başlığı gündeme getirdiğinde sinirlenip telefonu kapatarak bu defa Garrett’ı araması çelişkili gibi görünse de bütün bunlar, her insanda görülebilecek kararsızlıklar kadar olağandır. Brooks, karakterlerinin hikâyelerini işledikçe izleyici, kendi ilişkilerindeki bağlanma biçimleriyle birlikte çelişkilerini, kararsızlıklarını, kaygılarını ve daha birçok duygusunu da görecektir. Bu yönüyle Aurora, filmin ilk sahnelerinde kimi izleyici için aşırı olarak nitelendirilecek davranışları olmakla beraber, anlatıda empati kurulması en olanaklı karakterlerin başında gelir.

Debra Winger (sağda)

Garrett’ın pek çok kez haddini aşan tavırlarına Aurora’dan gelen itirazların bir nedeni içselken, diğer deyişle kendi sınırlarını koruma gereksinimine bağlıyken, diğer nedeni de birçoğumuzun zihninin bir köşesinde mevcut olan, bize verili rollere uygun davranmamız gerektiğini söyleyen sestir. Yine birçoğumuz gibi Aurora da ona uymakla asıl sesine kulak vermek arasında kalır. Yine Garrett’la bir yandan yakınlaşıp bir yandan tartışırlarken “Sen kim olduğunu sanıyorsun da bu şekilde konuşuyorsun? Benim bir büyükanne olduğumu bilmiyor musun?” dedikten hemen sonra onu öpmesi, bu kararsızlığın bir yansımasıdır. İlişkisinde ipleri elinde tutmak ister ki son derece haklıdır. Odada ışıkları kapalı tutma isteğine Garrett karşı çıktığında ona rest çekebilmesi, bu konudaki direncinin var olduğunu gösterir. Kimi izleyiciye çok basit birer konu gibi gelebilecek bu örneklerde idrak edilmesi gereken asıl mesele, Emma’nın ya da Garrett’ın zorlamalarına göre değil, Aurora’nın kendi isteklerine göre hem hayatını hem ilişkisini biçimlendirme olanağını koruyabilmesidir. 

Shirley MacLaine

İlişkilerinin ilk üç haftası Aurora, Garrett’la ya kendi evinde ya da dışarıda bir araya gelerek kısıtlı duygusallık ve bağımsızlık tercihlerini koruyacak güvenli alanlarında ilerler. İlk defa Garrett’ın evinde yemek yedikleri sahnede de örneğin onun astronot kıyafetleriyle çektirdiği fotoğraflarına yaptığı yorumlarla güç dengesini kendi lehine korumaya çalışır. Emma’ya duygularından bahsederken bir yandan onu isteyip bir yandan da bu ilişkiden korktuğunu ifade etmesi önemlidir; çünkü Aurora, kızından başka bir insana gereksinim duymaya başlamayı, birine bağımlı olmayı sanki içten içe bir güçsüzlük göstergesi olarak görmektedir ki yine bu kaygısı da çok makuldür. Başka bir sahnede “Sana çok bağlanmak istemiyorum” diyen Garrett’a hafif alaycı bir gülüşle “Bu çok rahatlatıcı” demesi ve akabinde birbirlerini özledikleri için kendilerini kötü ya da aşağılanmış hissettiklerini söylemeleri hem çevrelerinde onca insan varken neden birbirlerini bulduklarının bir kanıtıdır; çünkü ikisi de benzer bağlanma davranışlarını gösterirler, hem de Aurora’nın hikâyesi özelinde bilhassa kayıtsız bağlanma modelinin ne kadar yerleşmiş olduğunu ortaya koyar. Elbette Emma’yla ilişkileri hariç!

John Lithgow

Gelgitleri sonrasında devam etse de korkulu ya da kayıtsız bağlanmanın güvenli bağlanmaya dönüşebilmesine yönelik bir olasılık ise yatakta sarılıp sohbet ettikleri, birbirlerini daha çok tanıma olanağını buldukları, kısacası aralarında bir paylaşımın hissedildiği sahnede belirir. İlişkileri mi yoksa taraflardan biri mi dönüşecektir? Kuşkusuz hem kendi iç koşulları hem de dış etkenler bu sorunun yanıtlanmasında belirleyici olacaktır. Emma’nın hastalığı, yalnızca ailesini değil, Garrett’ı da Aurora’nın “Senin böyle nazik bir adam olacağını kim tahmin ederdi?” demesine neden olacak kadar değiştirir. Dolayısıyla ilişkileri geçici bir flörtleşmenin ötesindedir artık. 

Jack Nicholson, Shirley MacLaine

Peki Emma’nın hem Aurora’yla hem de Flap, çocukları ve en yakın dostu Patsy (Lisa Hart Carroll) ile ilişkileri hangi bağlanma davranışlarının örnekleri olabilir? Genele baktığımızda Aurora gibi başından sonuna tek bir modelin özelliklerini taşımayan ilişkilerde Emma’yı gördüğümüzü ileri sürmek mümkün. Evlenmeden önceki gece Patsy’ye evliliğin eski düzenlerini, alışkanlıklarını, dostluklarını bozmayacağını ifade eden Emma, verili normlara göre bir sosyal hayat içinde sıkışıp kalmayacağını düşündürürken güvenli bağlanmayı hatırlatır ama bu sözünü ne kadar tutabilmiştir? Bebekliğinde onun iyi olup olmadığını beş dakikada bir kontrol etme gereksinimi duyan Aurora’yla ilişkisinin birinci gruptaki bağlanma biçimine bir örnek olmaması için Flap’la evlenerek sanki bağımsızlığını ilan eder ama bu evlilik ona gerçek bir özgürlük alanı sunacak mıdır? Diğer deyişle, Flap’la ilişkisi güvenli bağlanmaya bir örnek midir? Aynı zamanda Aurora’nın görüşlerinden bağımsız olarak verdiği bu kararla anne – kız ilişkileri ne kadar dönüşmüştür anlatının ilk bölümünde? Evlenmelerinden hemen sonra Aurora’yla telefon görüşmesinde hissedilen onunla konuşma isteği, o bağın devam ettiğinin bir göstergesidir.

Flap’la evliliği, bireyselleşme çabasının bir parçası gibi görünse de bu kararı uzun uzadıya düşünerek mi yoksa alelacele mi verdiği üzerine muhakeme etmek, karakterin hikâyesini derinlemesine kavramak için yol gösterici olacaktır. Zira bu evlilik, hayatının kontrolünü eline alma deneyi olduğu kadar aynı zamanda bir ilişki beklentisinin de yansımadır ve tam da mesele budur: Nasıl bir ilişki? Flap’ın izleyici karşısına çıktığı ilk sahnelerin birinde “Sana çok az saygı gösteriyor” diyerek Emma’yı Aurora’ya karşı doldurma isteği dikkati çeker. Devamında da onu farklı farklı konularda bir nevi manipüle ederek istediği kalıba sokmaya çalıştığı sezilir. Kişisel sınırlara saygıdan bahsedip Aurora’nın davetinde özenle hazırlamakta olduğu tabaklardaki sunumu bile isteye bozması, onun önem vermediklerini umursamadığını belirtme biçimiyken aynı zamanda başkasının sınırlarına kendisinin saygı göstermediğini ortaya koyar. Buna benzer bir başka örnek, Emma’nın hamile olabileceği konusunu ailesiyle paylaştığı sahnede geçen konuşmadır. Aurora, bu haberden memnun olmadığını saklamayınca Flap, sanki böyle bir mecburiyeti varmış gibi “Bunun anlamı senin bebeğe asla bakmayacak olman, değil mi?” diye sorar. Olanak bulduklarında başkalarının hayatlarını kendi çıkarlarına göre düzenleme hakkının olduğunu zannederek o sınırı aşanlara çok uygun bir örnektir Flap ve bu yönüyle Emma’nın dışında Aurora’nın herkese karşı koyduğu mesafenin aslında fazla olmadığını bir kez daha görmemize yardımcı olur.

Karakterlerin ilişki modellerinde kaygıları, güven duyguları ya da beklentileri gibi iç nedenler belirleyici olurken ilişki kurdukları insanların özellikleri de bağlanma biçimlerini etkiler. Flap’ın tavırları, nasıl ki Aurora’nın mevcut yaklaşımını sürdürmesine neden oluyorsa Emma’yla ilişkisinde de biçimlendirici role sahiptir. Flap, kendine odaklanmış bir insan. Planlarını ortak gereksinimlerine göre değil, önceliklerine göre yapmakta. Bu öncelikli meseleleri, derece alabilmek için yazmak zorunda olduğu makalelerdir örneğin ve genel olarak da kariyeridir. Kişinin kendini önceleyerek hayatını yapılandırması, Aurora’nın seçimleri kadar anlaşılabilirdir; fakat böyle bir düzen kurmak için çabalarken bir yandan evlenip bir insana kendi düzeninin içinde uygun gördüğü bir yer vermek, Flap’ın benmerkezciliğinin başkalarının haklarına asla saygı duymayacak boyutlarda olduğunun kanıtıdır. 

Debra Winger

Emma, Aurora’yla olandan farklı bir bağlanmayı denemek üzere evlendiğinde bir süre sonra Flap’ın öncelikleri ve buna koşut tavırları nedeniyle yine güvenli bir bağlanma olanağını elinden kaçırır. Flap’ın gece kütüphanede uyuyup eve gelmediği günlerde kaygıları artar. Onun bu tavırlarını sorgulamaya başlar. Karşısında ise onu paranoyak olmakla itham edip kendisini haklı çıkarmaya çabalayan manipülatör Flap vardır. Benzer bir çaba, Flap’ın üniversitede Janice (Kate Charleson) adlı bir öğrencisiyle yakınlaştıkları sırada Emma’nın onları görmesi üzerine verdiği tepkiyi “Kendini rezil ediyorsun” diyerek bastırmaya ve kendi hatasını örtbas etmeye çalıştığı sahnede de görülür. Gerçek ise Flap için o evliliğin pek bir anlam ifade etmediğidir. Bir gece bebek odasından Melanie’nin ağlamaları duyulduğunda Emma hemen kalkıp çocuğun yanına giderken Flap, büyük oğlunun ısrarı sonucu kızının odasına istemeye istemeye gider; çünkü o günlerde de aklı, aldığı yeni iş teklifiyle meşguldür. İş için yine taşınmaları gerekmektedir. Emma başka bir yerde yaşamak istemediğini söylemesine rağmen bölüm başkanlığı teklifini kaçırılmayacak bir fırsat olarak gören Flap çoktan ikna edilmiştir. Söz konusu meselelere ekonomik zorluklar da eklenince evde çocukların da dâhil olduğu mutsuz, huzursuz bir hayatın sürdüğünü resmeder Brooks.

Evlilik, Emma’nın mecazi anlamdaki yolculuğunda başka bir dönemi başlatırken gerçek anlamdaki yolculukları da diğer dönemlerin açılmasını sağlar. Flap’ın işi nedeniyle taşınmaları, bir yandan fiziksel mesafeye rağmen Aurora’yla paylaşımlarını artırır, bir yandan evliliklerini sorgulamasına neden olacak gelişmelere yol açar. Böylece her iki ilişki de başka başka hatlarda ilerlemeyi sürdürür. Flap’ın onu aldattığını öğrendikten sonra bekarlığındaki hayata kısa süreliğine döndüğünde Patsy’ye açtığı duygular, Flap’la ilişkisinin hâlâ güvenli bağlanmanın çok uzağında olduğunu gösterir. Onu neden terk etmediğini soran Patsy’ye “Aslında ben de bilmiyorum. O çok tatlı” diye yanıt vermesi ve Flap’tan gelen telefonla yeni iş için onunla birlikte taşınmayı kabul etmesi, bunun saplantılı bağlanma modeline daha yakın bir ilişki olduğunu düşündürür. Taşınma konusunda fikrini sormadığı için Flap’a tepki gösterse de bağlarını koparmaya cesaret edememesi, bir tür bağımlılığı imler. 

Hastane odasında Flap’la diyalogları, Emma’nın hayatında sevginin başat konumda oluşunu daha da ortaya çıkarır. Bu gereksinimi, onun pek çok kez tam anlamıyla iradesini koruyabildiği bir ilişkiden uzaklaşmasına neden olsa da finale doğru evlenmeden önceki Emma değildir artık. Deneyimleri, başka bir Emma ortaya çıkarmıştır. Öte yandan Emma’nın hastalığı Aurora’nın dışında Garrett’ı bile değiştirmeye başlamışken Flap böyle bir değişimden ne kadar payını alabilmiştir? Sorunlarına rağmen sevgilerinin asla bitmediğini söyleyen Emma’ya “Seni memnun etmek çok kolay. Bundan fazlasını neden yapamadım, bilmiyorum” diye karşılık vermesini kayda değer bir özeleştiri olarak görmek mümkün müdür? Bir evliliği ya da başkalarıyla bir arada yaşamayı yürütemeyecek; onların alanlarına, seçimlerine ve fikirlerine saygı göstermeyi hiçbir zaman öğrenemeyecek biri olduğunu gerçekten bilmemekte mi yoksa bilmezlikten mi gelmektedir? Emma’dan sonra çocukların kiminle kalacağı konusu gündeme geldiğinde hâlâ kendisinin çocuklarını bırakıp gidecek karakterde bir adam olmadığını ileri sürmesi neyi ifade eder? Bu savının hemen ardından Emma’nın fikrine ilk kez saygı göstererek çocukların Patsy ile yaşamalarını kabul etmesi, bunun yarım yamalak bir özeleştirinin parçası olan geçmişini temize çekme arzusundan ibaret olduğunu duyumsatır. 

Açılış sekansında kızının yatağının üzerinde şekilden şekle girerek sağlığını kontrol edecek kadar evhamlı biri olan Aurora, Emma’nın son nefesinde böyle bir tutum sergilemez. Çaresizliğini, her şeyi kontrol altına alma olanağının bulunmadığını kabullenmiş gibidir. Bütün yüksek duyguları yerini sakinliğe bırakmıştır. Emma’nın son dakikalarında yandaki koltukta uyuyan Flap’a uyandığında sarılması da bununla ilintilidir. Aurora, saplantılı bağlanma prototipinden uzaklaşarak güvenli bağlanmaya dayalı ilişkiler kurmayı öğrenmeye başlamıştır. Emma’nın Aurora’yla ilişkisi de bu yönde dönüşürken Flap’la ilişkisi, Bartholomew ve Horowitz’in modeli üzerinden bir spektrum gösterir. Öte yandan bir yan hikâye olarak Garrett’ın ilişkisindeki deneyimleri ona güven üzerine kurulu bir ilişkinin yaşanabileceğini öğretirken Flap ise finalde de kayıtsız prototipin bir temsili olarak hikâyesini tamamlar.

James L. Brooks’un Terms of Endearment filmindeki ilişkileri Bartholomew ve Horowitz’in bağlanma modeli çerçevesinde çözümlemek, karakterlerin dönüşümlerinin ya da yerlerinde saymalarının nedenlerini anlamaya yönelik bir zemin sunmuştur. Film boyunca bireysel yan hikâyeler, toplumsal roller ve karakterlerin arzuları, seçimleri ve duyguları arasında biçimlenen ilişkiler, hem bireysel hem de ortaklaşa yolculuklarının zaman içinde farklı yönlerde ilerlediğini gösterir. Böylece araştırmacıların geliştirdikleri model, anlatıdaki psikolojik derinliği kavramak ve karakter davranışlarını sistematik bir biçimde incelemek için işlevsel bir araç olarak öne çıkmaktadır.

Baran Barış

Kaynakça: Bartholomew, K. ve Horowitz, L. M. (1991). “Attachment Styles Among Young Adults: A Test of A Four Category Model”. J Pers Soc Psychol. 61. ss. 226 – 244.


[i] https://dialmformovie.net/2025/06/11/deniz-akcay-koksuz-filminde-kacis-izlegi/

Bir Cevap Yazın