2026’da Dial M for Movie olarak, yerinde takip ettiğimiz uluslararası festivaller arasına San Sebastián Film Festivali’ni de ekledik. Bu yıl 74. kez düzenlenen köklü festivalin programında Yeşim Ustaoğlu’nun 2026 yapımı yeni filmi Artakalan (What Remains) da yer alıyor. Dağıtımını The Match Factory’nin, ortak yapımcılığını da Mubi’nin üstlendiği Artakalan, Dünya prömiyerini 74. San Sebastián Film Festivali’nin ana yarışma kategorisinde geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdi. Senaryo ve yönetmen koltuğunda Ustaoğlu’nun bulunduğu filmin başrollerinde Öykü Karayel, Metin Akdülger ve Ali Kayra Kul bulunmakta, ayrıca sinemamızın duayen isimlerinden İlyas Salman’ı sürpriz bir rolde izlemek de ayrı bir keyif. Gündelik hayatın içinden şiirsel tonun hemen her rengini ziyaret eden film, deneyim ile kurguyu aynı mesafede birbirine yakınlaştırıp “bellek” ve “yerinden edilme” halini bireyin kimliğinin yeniden inşasında kullanıyor. Gündelik hayat içerisine hapsolmuş ve karakterler arasında söylenmeyenin giderek kimlikler üzerine ağırlığını bırakması filmin ana tonuna şekil veriyor. Böylelikle içlerine sızma şansı bulduğumuz her bir karakterin, özellikle Elif (Öykü Karayel) ve Mehmet’in (Metin Akdülger) dünyasını onların kusurlu düzeninde her bir sekansta ziyaret etme imkanına erişiyoruz. Filmin olay örgüsü kontrol edilme ve yönlendirilme duygusunu vermektense izleyiciyi belli bir olay örgüsü içerisine alıyor. Bu şekilde oldukça duru akan filmin görsel dili, zaman zaman senaryonun poetik yanıyla buluşuyor. Her ne kadar filmin tonu, sırtını ağır bir drama yaslıyormuş gibi gözükse de, filmde biçimsel olarak bu yönde herhangi bir anlatım dayatması ya da didaktik unsur bulunmaması, filmin dinamiğini yumuşatıyor. Klişeden uzak göstergeleriyle ve kendi dilinde yavaş akan temposuyla Artakalan, bu bağlamda izleyicide salt merak duygusunu ustalıkla uyandıran bir yapım.

Gezgin Kameranın Merceğinde Esnetilmiş Zamanın Güzelliği
Anlatının içine İstanbul’da gözlerimizi açtığımız film, Erzurum, Trabzon ve Artvin gibi bölgelerden de geçerek adeta bir gezgin kamera üslubuyla, ancak sekanslar arasındaki anlatım düzenini bozabilecek herhangi bir duruştan sakınarak dinamik bir görsel anlatı sunuyor. Ustaoğlu, bölgelerin görselliğin içerisine hapsolmuş olan soğukluğunu beyazperdeye olabilecek en duru ve şiirsel haliyle yansıtarak coğrafyanın gücünden de faydalanıyor. Özellikle kış mevsiminin zorlu şartlarının fiziki halini yaratmış olduğu karakterler üzerinden de bir nevi yansıma etkisi kullanarak işleyen yönetmen, anlatım öğesi olarak karşıtlıkları kullanarak ortaya çok doğal bir uyum kompozisyonu çıkarıyor. Filmin başlangıcından itibaren belli bir sessizliğin hâkim olduğu sekanslar bizzat şiir alıntılarıyla kendi halindeki sessiz gürültüsünü ortaya koyarken, Mehmet karakterinin tamamen müzik ile uğraşıp farklı ses/gürültü tonlarının kaydını tutma ve onlarla oynuyor olma hali üzerinden adeta belli bir birlik ve uyumu kendi içerisine hapseden Artakalan, bu şekilde arka planda zıtlıklardan doğan şiirsel bir armoninin gölgesini seyirciye her daim hissettiriyor. Kiril Prodanov’un görüntü yönetmenliğini yaptığı filmde sahneler bir şehri geçip başka bir şehre atladığında kameranın filmin görsel diline kimi zaman yansıtmış olduğu o sıkışık hali değişiyor ve yerini daha ferah bir atmosfere bırakıyor. Aynı düzlemde bu sıkışmışlık ve rahatlama hali de karakterlere yansıyor. Şehirler arası görsel tezatların oluşturmuş olduğu bu anlatım biçiminin doğrudan senaryo dilinde karakterler üzerinde buluşması ise filmin yine kendi içerisinde “yansıtma” odaklı bir ayna işleyişi oluşturuyor. Filmin kurgu koltuğunda Mathilde Muyard bulunuyor. Daha önce yönetmenin Araf (2012) filminde de beraber çalışan Muyard, Artakalan’da bahsetmiş olduğumuz bu yansıma etkisini olabilecek en doğal haliyle veriyor. Öte yandan filmin anlatısının yavaş işlediğini düşünecek olursak böyle bir anlatım biçiminde teknik olarak oldukça dengeli ve dinamizmi bozmadan ilerleyen filmin yapısı hem karakterler hem de coğrafi bölgeler açısından adeta kendi fiziksel haritasını çıkarıyor.

Arka Plan İşlevi Görmeyen Mekânlar
Mekânları bir karakter gibi kullanan Ustaoğlu, onları sadece belli bir manzara görseli olarak ele almıyor. Film boyunca karakterler aracılığıyla gittiğimiz mekânlar filmin senaryosuna doğrudan belli bir ağırlık ve ton kazandırıyor. Bu şekilde olay örgüsü vuku bulurken mekânı kimi zaman dolduran kimi zaman ise boşaltan güneş ışığı ve gölgeler belli bir dram katmanı inşa ediyor. Bu durum kimi zaman filmin üzerine duygusal açıdan mesafeli bir bakış açısı kazandırırken diğer yandan ise filmin karakterlerinin açılıp özgürleşmesini sağlıyor. Öykü Karayel ve Metin Akdülger’in karakterleri birbirlerine son derece zıt bir şekilde çizilmiş. İkilinin bu karakterler için seçilmiş olması ise filmde beklenmedik bir uyum doğurmuş. Artakalan, elindeki hikâye ile duygusal tonun yoğunluğunu doğrudan karakterleri üzerinden yukarı çıkarmıyor. Görsel anlatımın ve manzara yapısının kullanımının yanı sıra ses manzarasının da filmin kompozisyonuyla eş bir şekilde ilerlemesi, filmin anlatı evreninin önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Şevket Akıncı, Bruno Tarrière ve Aymeric Devoldère’in bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bütün ritim, karakterler üzerinde psikolojik bir araca da dönüşebiliyor.

Öte yandan buna benzer bir dönüşüm İstanbul ve Anadolu şehirleri arasındaki görsel tezatlıklarda da karşımıza çıkabiliyor. İstanbul çekimlerinin olduğu karelerde karakterler doğrudan sahnenin içerisini doldururken Anadolu şehirlerine geçtiğimizde ise karakterler doğanın içerisinde kayboluyor. Bu türden geçişler aynı zamanda anlatı içerisinde karakterlerin kendi iç gelişimlerine de dikkat çekiyor. Sinematografik düzlemde bu türden duyusal bir yaklaşım biçimi, çifte perspektif doğuruyor. Karakterin iç sesinin taşıyıcısı olarak kullanılan şiir aracı, öznel sinematografinin de bir yansıması olarak ele alınıyor. Artakalan, ana yapımcı olarak Ustaoğlu Film kapsamı altında gösterilirken Cité Films, Tarantula Luxembourg, RFF International, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı ve MUBI gibi isimler de ortak yapımcı koltuğunda bulunuyor. Birilerinin ya da bir şeylerin hayatımıza girip çıktığı ve kimi zaman metalaşmış hayatların tam da bu halleriyle bir türlü tamamlanamadan boşlukta bırakılmış durumlarını en kırılgan gibi görünen ancak özünde sert duruşuyla karşılayan Artakalan, kayıpları Ustaoğlu’nun sinematografisinde biçimlendiriyor. Bunu kimi zaman Elif’in (Öykü Karayel) yükselmeyen ses tonuyla karşılıyor, kimi zaman ise Mehmet’in (Metin Akdülger) daha belirgin çıkışlarıyla kucaklıyor. Nihayetinde daha önce bir yer edinmiş olanlar bıraktıkları boş koltuklarıyla pasif bir anının cansız figürleri haline geliyor. Artakalan, bu figürlerle zamanın tortusunu özgürleştiriyor. Film 20 Kasım’da ülkemizde gösterimde.

