THE LIFE of CHUCK – Kıyametin Başladığı, Herşeyi Kaybettiğimiz O Anlamlı An

Mike Flanagan’ın son filmi olan ve Stephen King’in bir kısa hikâyesinden esinlenen The Life of Chuck (“Chuck’ın Hayatı”, 2024) ölüm üzerine kaleme alınmış kısa bir şiir gibi değerlendirilebilir. Filmin kompozisyon biçiminin ters kronolojiye dayanarak ilerlemesi bu şiirin dinamiğini en çok yükselten etken diyebiliriz. Özellikle daha önce The Haunting of Hill House (2018) ve The Haunting … Okumaya devam et THE LIFE of CHUCK – Kıyametin Başladığı, Herşeyi Kaybettiğimiz O Anlamlı An

28 YEARS LATER: Devasa İmgelere Boyanmış Gerilimin Jazz Hali

Görsel düzlemde retorik olarak ilerleyen hikâye akışını teknik bağlamda serinin dışına alan 28 Years Later (28 Yıl Sonra, 2025), kendinden önceki iki filme pek bakmaksızın kendi anlatısında bireysel bir şekilde ilerleyen bir yapım. Tam anlamıyla teknolojiye sırtını dayayan bir görsel düzlemi olan filmin o eski grenli veyahut amatör kamerayla çekilmiş halinden eser yok. Bu da … Okumaya devam et 28 YEARS LATER: Devasa İmgelere Boyanmış Gerilimin Jazz Hali

NOUVELLE VAGUE: Yeni Dalga Miti Üzerine Bir Amerikan Denemesi

78. Cannes Film Festivali’nde dikkatimizi olumlu anlamda çeken Richard Linklater’ın yeni filmi Nouvelle Vague (Yeni Dalga, 2025) Jean-Luc Godard ve François Truffaut sinemasını seven veyahut eski dönem Fransız sinemasıyla ilgili olan herkesin kalbini doğrudan fethedecek olan bir film. Sinema tarihi olarak oldukça kült ve artık mit sayılabilecek bir dönemi ele alan Linklater, bu filmi adeta … Okumaya devam et NOUVELLE VAGUE: Yeni Dalga Miti Üzerine Bir Amerikan Denemesi

VIE PRIVÉE – Kendi Griliğinde Kaybolan Sönük Bir Gerilim

Dünya Prömiyerini 78. Cannes Film Festivali’nde yapan, Rebecca Zlotowski’nin yönetmen koltuğunda oturduğu ve başrollerinde Jodie Foster (Lilian Steiner), Daniel Auteuil (Gabriel Haddad), Virginie Efira ve Mathieu Amalric gibi isimlerin olduğu Vie privée (A Private Life, 2025), her sahnesinde kendini daha da açacak yerde iyice kendi köşesine çekilen sönük bir gerilim filmi. Filmin tamamı Paris’te geçiyor, … Okumaya devam et VIE PRIVÉE – Kendi Griliğinde Kaybolan Sönük Bir Gerilim

DIE, MY LOVE: Histerik Bir Açık Mektup

Lynne Ramsay, 78. Cannes Film Festivali’nin yarışma kategorisinde yer alan son filmi Die, My Love (2025) ile izleyicilere histerik dinamiğe sahip bir deneyim sunuyor. Normallikle deliliğin sınırlarında gezinen filmin başrollerinde Robert Pattinson (Jackson) ve Jennifer Lawrence (Grace) bulunuyor. Görsel temadan ziyade, seçmiş olduğu playlist ile doğrudan izleyicinin kulaklarına saldıran Ramsay, filmin kompozisyonuna gerilim öğelerini başlangıç … Okumaya devam et DIE, MY LOVE: Histerik Bir Açık Mektup

THE PHOENICIAN SCHEME: Bulmacada Çizgiyi Kesen Noktayla Kendini Gerçeklikten Mahrum Bırakmak

78. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde yer alan Wes Anderson’un son filmi The Phoenician Scheme (Fenike Planı, 2025) bir aile bağı dramını statik görüntü kompozisyonuyla kendi tonunu hiç bozmadan aktaran bir yapım. Her zaman olduğu gibi Anderson tarzıyla inşa edilmiş olan son derece estetik set tasarımı, bazı sofistike ayrıntılarla zenginleştiriliyor. Bağlantıları açısından iç içe geçirilmiş … Okumaya devam et THE PHOENICIAN SCHEME: Bulmacada Çizgiyi Kesen Noktayla Kendini Gerçeklikten Mahrum Bırakmak

EDDINGTON: Farklı Olmakla Lanetlenmenin İki Yolu

Günümüzde Amerika’nın politik konumunu düşünecek olursak, son gelişmeleri ışığında Ari Aster’in 78. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde gösterilen son filmi Eddington (2025) için oldukça politik göndermeleri olan bir film diyebiliriz. Yönetmenin daha önceki hiçbir eserine benzemeyen bu filmde toplumun kendisine yabancılaşmasına dair iki farklı yolun birbiriyle kesişmesine tanıklık ediyoruz. Buna bağlı olarak 2020 yılı itibariyle … Okumaya devam et EDDINGTON: Farklı Olmakla Lanetlenmenin İki Yolu

ALPHA: Mermere Dönüşmenin Ezici Hissizliği

78. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde gösterilen Julia Ducournau’nun son filmi Alpha (2025), yönetmenin filmografisinde en cılız halka olarak kendisini gösteriyor. Başrollerinde Golshifteh Farahani, Emma Mackey, Finnegan Oldfield, Mélissa Boros ve Tahar Rahim gibi isimler yer alan filmin konusunun yapıtaşları olabildiğince birbirinden bağımsız ilerliyor. Bu da filmde gözümüze net bir şekilde çarpan yenilik olarak ele … Okumaya devam et ALPHA: Mermere Dönüşmenin Ezici Hissizliği

Dial M for Movie bu yıl da Cannes Film Festivali’nde!

İki veya üç kişi olarak akredite olabilecek miyiz, nerede kalacağız, hangi günler gideceğiz, herşeyi 40 ile çarpmanın yarattığı başdönmesi derken bir şekilde bu sene de Dial M for Movie olarak 78. Cannes Film Festivali’ndeyiz, sizler için elimizden geldiğince çok film izleyip yazmaya çalışacağız. Tahmini olarak 10-12 yazı önümüzdeki haftalarda Burcu Meltem Tohum’un kaleminden sitemizde yayında … Okumaya devam et Dial M for Movie bu yıl da Cannes Film Festivali’nde!

BLUE VELVET: Gotik Hayaletin Soyutlaştırdığı Öteki Kulak

Bir anlamda fragmanlar halinde bir bedenin düşüşü olarak da düşünülebilen Blue Velvet (Mavi Kadife, 1986), David Lynch’in gerçeklik ve fantezi öğelerinin en yüksek seviyede seyrettiği filmlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir yanda izleyicinin önüne sermiş olduğu beden parçalarıyla en ince ayrıntısına kadar ilgilenirken diğer yandan tam olarak belli bir fantezinin kölesi olmuş duygulara rehberlik eden … Okumaya devam et BLUE VELVET: Gotik Hayaletin Soyutlaştırdığı Öteki Kulak