Görünüşte en basit anlamıyla aynı tema etrafında dönen bir soygun zincirini konu alan Kelly Reichardt’ın The Mastermind (2025) filmi her ne kadar belirli bir tarihsel çerçevede anlatısını 1970'lerle çizse de klasik herhangi bir dönemin toplumsal çöküşüyle beraber görünmez depresyonunun uğultularına kulak veriyor. Bunu yaparken karakterlerinin seslerini gölgelemek için kompozisyonunun içerisine cazı araç olarak yerleştirerek sosyolojik … Okumaya devam et THE MASTERMIND: Bir Toplumsal Depresyonun Habercisi Olarak Cazı Puro Gibi Kullanmak
Bitmişliğe Karşı Bir Yapı: Tanpınar’dan Skomsvold’a – İŞE YARAR BİR ŞEY
Deneyimlerimizden, gözlemlerimizden, onların bizde bıraktığı duygu ve düşüncelerden kaç ayrı hikâye kurgularız? Birden fazla kişinin ortaklaşa deneyimlediği bir durum hikâyeleştirildiğinde bakış açıları ne kadar farklı olursa olsun temelde kesişen noktalar, nasıl bir gerçeği hatırlatır bize? Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Bir Tren Yolculuğu” adlı öyküsünün anlatıcısının yaşantılarımızdaki benzerliklere ilişkin şöyle bir savı vardır: “İnsan hayatı, sandığımız kadar … Okumaya devam et Bitmişliğe Karşı Bir Yapı: Tanpınar’dan Skomsvold’a – İŞE YARAR BİR ŞEY
Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS
Herkese merhabalar. Bu yazımızda siz okuyucularımıza yönetmen Alexander Mackendrick’in 1957 yapımı filmi Sweet Smell of Success’in analizini yapmaya çalışacağız. Filmin okumasında 1950’lerde Amerika’daki sosyo-politik ve ekonomik durum, halkın sosyolojik ve psikolojik nabzı, McCarthyizm ve Soğuk Savaş kavramlarını da deşerek filmin bu olgular arasında nerede durduğunun haritasını çıkartırken medyanın gücü, manipülasyon ve iş etiği kavramlarına da … Okumaya devam et Mccarthyizm Gölgesinde Bir Noir Romantik Anlatı: SWEET SMELL OF SUCCESS
Mert Baykal’ın YAN YANA Filminde Karnavalesk Bir Dostluk
“Tür filmleri”, yapı ve ele aldıkları izlekler bakımından ortak özellikler taşıyan sinema yapıtlarından mürekkep bir kategoriyi ifade eder. Bu filmlerin üretim aşamasında izleyicilerin beklentileri nasıl ki öngörülüyorsa izleyiciler de örneğin güldürü ya da korku türündeki bir filme giderlerken üç aşağı beş yukarı nasıl bir anlatı izleyeceğinin farkındadırlar. Nilgün Abisel, Popüler Sinema ve Türler adlı kitabında … Okumaya devam et Mert Baykal’ın YAN YANA Filminde Karnavalesk Bir Dostluk
Rayların Üstünde Bilinmeyene Bir Yolculuk: POCIAG / NIGHT TRAIN
Yönetmen Jerzy Kawalerowicz hiç kuşkusuz Polonya tarihinde çok önemli bir yere sahip olan sinemacıların başında gelmektedir. Onun bu denli ön planda olması elbette yönetmenliği dışında Polonya Birleşik İşçi Partisi üyeliğine ve bir süre parlamentoda görev yapmış olmasına dayanır. Yayılmacı Sovyet Komünizminin bir eseri olarak Polonya’da komünizm ideasının sinemadaki önemli temsilcilerinden olan Kawalerowicz, sinemasıyla da büyük … Okumaya devam et Rayların Üstünde Bilinmeyene Bir Yolculuk: POCIAG / NIGHT TRAIN
İKİ KISA FİLM ve İKİ UZAM (Apartman Boşluğu & Ağlamak Serbest, Gülmek Yasak)
Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası kitabında evi insanın ilk gerçek kozmosu olarak tanımlar. Bu ilk kozmos, geçmiş başta olmak üzere o kadar çok şeyi barındırır ki ev üzerine düş kuran kişinin belleğinin ötesine geçecek, bellekle imgelemin birbirine ulandığı bir uzam ortaya çıkar. Bachelard’a göre hem bellek hem imgelem, bir değerler dizgesine koşut biçimde anı ve imge … Okumaya devam et İKİ KISA FİLM ve İKİ UZAM (Apartman Boşluğu & Ağlamak Serbest, Gülmek Yasak)
Hapsedilmiş Bir Jenerasyonun Çığlıklarının Toplamı: MAGNOLIA
One Battle After Another (Savaş Üstüne Savaş, 2025) ile geçtiğimiz haftalarda sinemalarda fırtınalar estiren Amerikalı yönetmen Paul Thomas Anderson (PTA) 1999’da henüz 29 yaşındayken Magnolia gibi bir başyapıta imza atmıştı. Tom Cruise, Philip Baker Hall, Jason Robards, Philip Seymour Hoffman, Julianne Moore, William H. Macy, John C. Reilly, Melora Walters gibi büyük yıldızların yer aldığı … Okumaya devam et Hapsedilmiş Bir Jenerasyonun Çığlıklarının Toplamı: MAGNOLIA
Başar Sabuncu Sineması #3: ASILACAK KADIN Filminde Melek, Emsal Kalfa ve Mefaret
Başar Sabuncu sineması üzerine hazırladığım yazı dizisinin ilk iki bölümünde olduğu gibi Asılacak Kadın (1986) filmini çözümlemek için temel sorumuz yine aynı olsun: Filmin başkarakteri Melek kimdir? Sorunun yanıtını ararken bu kez filmle başvurmamız gereken bir yapıt daha var: Pınar Kür’ün 1979 yılında yayımlanan, aynı adlı romanı. Helmut Kreuzer, edebiyat uyarlamalarını “yazınsal malzemenin devralınması olarak … Okumaya devam et Başar Sabuncu Sineması #3: ASILACAK KADIN Filminde Melek, Emsal Kalfa ve Mefaret
PAN’S LABYRINTH – The Tragic Beauty of Escapism
The difference between my childhood viewing of Pan’s Labyrinth (2006) and my adult one is not just about time; it’s about what I can bear to see now. When I first saw it, I thought: Oh, Ofelia made it. She returned to her underground kingdom. Her death wasn’t in vain! It was the price of … Okumaya devam et PAN’S LABYRINTH – The Tragic Beauty of Escapism
GRAND TOUR: Hayali Mekânları Dolduran Bambudan Yapılma Bedenler
Temelde karakterleri aracılığıyla iki anlatım biçimini kullanan Miguel Gomes yönetimindeki Grand Tour (2024), her ne kadar formalist yaklaşımla anlatısını örse de hikâyesi temelinde yolculuk eylemine dayanan, -adı gibi- büyük bir turu belgelemeye soyunuyor. Bunu yaparken kimi zaman kompozisyonunun içerisine karanlık bir perde indirerek alışıldık belgesel şablonundan uzaklaşmaya çalışıyor. Ancak bu türden teknik dokunuşlar filme bir … Okumaya devam et GRAND TOUR: Hayali Mekânları Dolduran Bambudan Yapılma Bedenler
