JULIE KEEPS QUIET – These Are Not Your Kind of Challengers

Julie Keeps Quiet (Julie zwijgt, 2024), which deals with the refutation of the notion of ​​idealism through the concept of silence, objectifies the events that exist outside the individual by a method of concealing them. Leonardo Van Dijl gives his first feature film an inevitable yet well-founded subjectivity. Julie Keeps Quiet, which we watched as … Okumaya devam et JULIE KEEPS QUIET – These Are Not Your Kind of Challengers

A COMPLETE UNKNOWN: Sisyphos’un Aldatıcı Bir Düşü Olarak Yuvarlanan Taş Kabusu

Olumsal bir gerçeklikten evrensel bir unvana dönüştürülmüş ve kendisini bozguna uğratarak her defasında saf tekerrüre odaklanan bir hikâyeyi izleyiciyle paylaşan James Mangold’un son çalışması A Complete Unknown (2024), 54. Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR) kapsamında gösterildi. Dünyaca ünlü bir ismi hikâyesinin tarihsel hatlarıyla süsleyen ve bunu sunarken hiçbir ağdalı anlatım tarzına başvurmayan Mangold, müziğin toplumsal … Okumaya devam et A COMPLETE UNKNOWN: Sisyphos’un Aldatıcı Bir Düşü Olarak Yuvarlanan Taş Kabusu

SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 2: Goodbye, Mrs. Selvig) – Ölü Harf’e Karşılık Gelen Öznenin Varoluş Savaşı

Yeni sezonun, dış çekimlere yoğun bir şekilde ağırlık verildiği ikinci bölümünde ana karakterlerin daha çok dışsal benliklerine tanık oluyor, buna bağlı olarak bir önceki bölümde ortaya çıkan Lumon’un kendi çalışanları üzerindeki karşıtlıklar ilkesinin de tadına bakmış oluyoruz. Milchick’in (Tramell Tillman) başlangıçta dolaylı yollarla kurmayı arzuladığı teatral Lumon yapısının arka planını deneyimlerken diğer yandan ise bir … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 2: Goodbye, Mrs. Selvig) – Ölü Harf’e Karşılık Gelen Öznenin Varoluş Savaşı

SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 1: Hello, Ms. Cobel) – Dürtü ve İstenç Karışımı: Simgesel Gerçeklik Kokteyli

Üç yıllık uzun bir aradan sonra izleyicilerinin karşısına geçtiğimiz hafta ikinci sezonuyla çıkan Severance, hem dışlanmış hem kendi halinde içselleşmiş yeni karakterleriyle kimlik kavramına daha bilinçli bir yaklaşım sunmaya çalışıyor. Temelde serinin ruhuna hayat veren ana karakterler olan Mark Scout (Adam Scott), Dylan George (Zach Cherry), Helly Riggs (Britt Lower) ve Seth Milchick (Tramell Tillman) … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 1: Hello, Ms. Cobel) – Dürtü ve İstenç Karışımı: Simgesel Gerçeklik Kokteyli

BABYGIRL – Tuza Yatırılmış Dilin Ucunu Isıran Kırbaç Darbeleri

Bodies Bodies Bodies (2022) filminden sonra Babygirl (2024) ile izleyicinin dişil bakışlarını negatif enerji yüklü bir evrenle buluşturan Halina Reijn kendisini öznesiz bir yüklemle ilişkilendiren Romy (Nicole Kidman) karakteri üzerinden, izini sürdüğü sınırların peşine düşüyor. Film pazarlanma yapısı gereği, kompozisyonun ortaya koymuş olduğu unsurların “olumlu” yönde çıtasını zorlaması açısından bir beklenti doğurmasına karşın, ortaya tam … Okumaya devam et BABYGIRL – Tuza Yatırılmış Dilin Ucunu Isıran Kırbaç Darbeleri

SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 9: The We We Are) – Başlangıç Noktasının Antinomisi

Sezonun ilk bölümü “The You You Are” (Asıl Olduğun Sen) ile başladığımız yolu “The We We Are” (Gerçek Biz) ile kapatıyoruz. Bu anlamda yazımızın başlığında da belirttiğimiz gibi ilk sezon başlangıç ve son nokta olmak üzere bir çatışkı, yani durumun antinomisini yaratıyor. Öte yandan oldukça bireysel bir dışavurumu olan sezonun ilk bölümüyle karakterlerin tekil olarak … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 9: The We We Are) – Başlangıç Noktasının Antinomisi

SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 8: What’s for Dinner?) – Sentetik Birliğin İşlenemez “Zorunlu” Tasarımı

Kökensel veya transcendental koşul ne olursa olsun her daim üzerine basılan zeminin bir anlamda “gerçeklik” kuvvetinden yoksun bir profil çiziyor olması seri boyunca tüm Lumon çalışanlarının üzerine karanlık bir perde savururken, diğer yandan özünde sahip olunmayan ancak deneyimleyerek gerçekliğe kavuşturulan bir karakter yaratımı da, ana gerçeklikten besleniyor. Bilincin tüm sezgi verilerini öncellemeye gayret gösteren ilk … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 1, Bölüm 8: What’s for Dinner?) – Sentetik Birliğin İşlenemez “Zorunlu” Tasarımı

54. Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR) Başlıyor! 2025’te Yerinde Takip Edeceğimiz Festivallerden İlki 30 Ocak’ta Kapılarını Açıyor!

2021 yılından bu yana akredite basın olarak keyifle takip ettiğimiz Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR), bu yıl da programına dahil etmiş olduğu seçkisiyle tür olarak birbirinden zengin yapımlarla karşımızda. Özellikle Big Talk kategorisinde davet etmiş olduğu isimler, bu yıl 54. edisyonu düzenlenecek olan festivali daha da renklendiriyor. Sundance’den sonra yılın ilk festivali olması nedeniyle IFFR’nin … Okumaya devam et 54. Uluslararası Rotterdam Film Festivali (IFFR) Başlıyor! 2025’te Yerinde Takip Edeceğimiz Festivallerden İlki 30 Ocak’ta Kapılarını Açıyor!

JUROR #2 – Kutsal Geyiği Adaletin Sallantıda Olan Terazisine Koymak

Clint Eastwood’un son filmi, beklentileri boşa çıkarmayarak tüm ağırlığıyla vizyondaki yerini aldı. Sahip olduğu kompozisyonun işleniş biçimiyle bugüne dek defalarca kanıtladığı usta yönetmenliğine demirden bir halka daha geçiren Eastwood, konu bakımından adalet ve suçluluk temalarını ele alıyor. Bunu yaparken klasikleşmiş teatral yapılardan kolaylıkla sıyrılan Juror #2, montajında kullanılan aktif dinamizm ile alıştığımız mahkeme filmlerinden daha … Okumaya devam et JUROR #2 – Kutsal Geyiği Adaletin Sallantıda Olan Terazisine Koymak

HERETIC: Hayal Ettiğin Şey Aslında Sanrıya Dayalı İçgörü

Scott Beck ve Bryan Woods işbirliğinden doğan Heretic (Sapkın, 2024), Hugh Grant’i karşımıza hiç alışmadığımız bir rolde çıkartmasıyla bu yılın en oyunbaz filmi olarak beyazperdede yerini aldı. İkilinin filmografisine baktığımızda yoğun olarak korku/gerilim türlerine hizmet ettiklerini görüyoruz. Oldukça tekinsiz bir film olan Heretic, açılış sahnesi itibariyle öznelerini senaryo akışının sonralarında doğuran bir yapım olduğunun ipuçlarını … Okumaya devam et HERETIC: Hayal Ettiğin Şey Aslında Sanrıya Dayalı İçgörü