Morte a Venezia (1971) yani Venedik’te Ölüm, Alman yazar Thomas Mann’ın aynı isimdeki hikâyesine dayanıyor. Yönetmenlik koltuğunda ise çeşitli romanları filmlerine konu etmesiyle tanıdığımız Luchino Visconti oturuyor. Yönetmen aynı zamanda filmlerine konu edindiği kitaplarda olup biten herşeyi filmlerine aktarmaktan uzak durmasıyla da biliniyor. Öyle ki kitapları okuyup akabinde filmleri izlemek gerektiği söylenebilir. Leopar / Il … Okumaya devam et Geç Kalan Bir Güzellik ve Ölümle Dans
Kategori: Eleştiri Yazıları
SYMPATHY FOR MR. VENGEANCE: İntikam Yanılgısının Haklılığı ve Haksızlığı Üzerine
Güney Koreli yönetmen ve senarist Park Chan-Wook'un The Vengeance Trilogy (İntikam Üçlemesi) dizisinin ilk filmi olan 2002 yapımı Sympathy for Mr. Vengeance, intikamın en sıcak halini seyirciyi yorarak göstermeyi amaçlarken aynı zamanda ahlaki olan / olmayan davranışların ve sınıf çatışmalarının da bireylerin ruhsal değişimlerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Filmin biçimlenmesinin ardından senaryosu yazılan bu hikâyenin … Okumaya devam et SYMPATHY FOR MR. VENGEANCE: İntikam Yanılgısının Haklılığı ve Haksızlığı Üzerine
LEOPAR: Her Şeyin Değiştiği Bir Dünyada Aynı Kalabilmek İçin Değişmek
Giuseppe Tomasi Di Lampedusa’nın aynı adlı romanına dayanan Leopar (Il Gattopardo), İtalyan Yeni Gerçekçi akımının önemli temsilcilerinden olan Luchino Visconti’nin en değerli filmlerinden bir tanesi olarak anılıyor. 1860’lı yılların Sicilya’sında geçen film, aristokrasinin çökmekte olduğu bir dönemde, yaşlı bir prensi anlatıyor. Bu prensi canlandıran kişi 1946 yılında Amerika’da önemli bir Noir filmi olan The Killers … Okumaya devam et LEOPAR: Her Şeyin Değiştiği Bir Dünyada Aynı Kalabilmek İçin Değişmek
GOOD OMENS – İyilik Alametleri
COVID-19’un neredeyse tüm Dünya’yı etkisi altına aldığı, keşke tüm bunlar bir kabustan ibaret olsa da bir an önce uyansak dediğimiz şu günlerde, Dünya’nın sonundan bahseden kurmaca bir yapıt üzerine bir şeyler karalamak istedik. Daha doğrusu bu şartlar altında insanın içinden bir şeyler yazmak gelmiyor ama, hiçbir şey yapmayarak teslimiyeti kabul etmemek adına kâğıda kaleme sarıldık … Okumaya devam et GOOD OMENS – İyilik Alametleri
YAŞAMAK
Türkçe’ye Yaşamak olarak çevrilen Ikiru, 1952 yapımı bir Akira Kurosawa filmi. Kurosawa’nın çok bilinen epik filmlerinin yanı sıra Ikiru da kendine has özellikleriyle başköşeyi hak ediyor. Film, savaş filmlerinin macerasından, parıltısından ve şanından uzak, kendi halinde yaşayan bir bürokratın son günlerini konu ediniyor. Çekimler sırasında 47 yaşında olan Takashi Shimura filmde çok daha yaşlı olan … Okumaya devam et YAŞAMAK
‘Kültürel Bir Çöl’de Ağaçlardan Bahsetmek
Suhaib Gasmelbari'nin yönettiği Ağaçlardan Bahsetmek, 2019 Berlin Film Festivali'nde en iyi belgesel ödülünü almasının yanı sıra Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü dahil birçok ödüle sahip bir belgesel. Filmde, askeri diktatörlüğün etkisi altındaki Sudan'da sinemayı yeniden halkla paylaşmayı hayal eden dört yönetmenin mücadelesini izliyoruz. Baskıcı rejimin yalnızca film çekmeyi değil topluluklara film göstermeyi de imkansız … Okumaya devam et ‘Kültürel Bir Çöl’de Ağaçlardan Bahsetmek
CARRIE: Kara Safranın Melankolisi ve Rahmin Histerisinden Doğan Kadın
Carrie'yi 1974 yılında Stephen King doğurdu, 1976 yılında Brian De Palma büyüttü. Ataerkillik karşıtlığı üzerine kurulan bu hikâyede anlatılan temel mesele kadınlık eşiğine dayanmış olan genç bir kızın püriten toplum içindeki cadı avcılarına karşı hayatta kalma mücadelesidir. Carrie White (Sissy Spacek), dindar bir kadın olan Margaret White (Piper Laurie) tarafından dünyaya getirilen ve dünyaya geldiği … Okumaya devam et CARRIE: Kara Safranın Melankolisi ve Rahmin Histerisinden Doğan Kadın
Baskı Rejimine Yanıt Olarak Ekspresyonizm: DAS CABINET DES DR. CALIGARI
Polonya doğumlu yönetmen Robert Wiene’nin 1920 yapımı dışavurumcu filmi Dr. Caligari’nin Muayenehanesi (Das Cabinet Des Dr. Caligari) bu sene 100. yılını kutlarken, izleyenler üzerinde büyük etki bırakmaya devam ediyor. Günümüz izleyicisinin, içinde yer aldığı bu teknolojik çağa rağmen filmi çok yetkin bulacağı ve bir deha ürünü olarak göreceği aşikâr. Öte yandan içinde bulunduğumuz dönemde, biraz … Okumaya devam et Baskı Rejimine Yanıt Olarak Ekspresyonizm: DAS CABINET DES DR. CALIGARI
Roy Andersson ve ABOUT ENDLESSNESS: Düzenden Gelen Kaos ve Hayatın İç Gıcıklayıcı Absürtlüğü
2000 yılının Nisan ayı, 19. İstanbul Film Festivali. Daha 20 yaşımda bile değilim, sinema salonunda yerimizi almış, adını hiç duymadığımız İsveçli bir yönetmenin filminin başlamasını bekliyoruz. Filmin adı Songs From The Second Floor. Neden böyle bir isim koymuş acaba diye düşünürken film başladı. Kelimenin tam anlamıyla gözlerime inanamamış, o yaşımda “sinemada bunları yapmak, bu konuları … Okumaya devam et Roy Andersson ve ABOUT ENDLESSNESS: Düzenden Gelen Kaos ve Hayatın İç Gıcıklayıcı Absürtlüğü
OKJA: HER DEĞİŞİM KENDİ ÇOCUKLARINI YER
Güney Koreli yönetmen Bong Joon-Ho tarafından 2017 yılında hayata geçirilen Okja, görsel bir manifesto niteliğindedir. Mirando şirketi tarafından hipopotam ve domuz genetiğinin birleşiminden laboratuar ortamında yaratılan “superpig” (süper domuz) türüne ait birçok hayvan, dünyanın dört bir yanındaki farklı çiftçilere, bakılmaları için verilir. Okja da Güney Koreli bir çiftçi olan Heebong (Byun Hee-bong) ve torunu Mija (Ahn … Okumaya devam et OKJA: HER DEĞİŞİM KENDİ ÇOCUKLARINI YER
