Bu hafta vizyona giren, başrolündeki Kristen Stewart’ın 1960’lı yılların ünlü oyuncusu Jean Seberg’i canlandırdığı Seberg (2019), iddialı hikayesiyle dikkat çekiyor. Film, Fransız Yeni Dalgası’nın yüzü haline gelmiş olan ünlü Amerikalı oyuncu Jean Seberg’in Amerikan siyahi hareketiyle ve bu hareketin merkezindeki Hakim Jamal (Anthony Mackie) ile ilişkisini konu alıyor. Jean’ın alevlerin içinde kaldığı bir görüntüyle açılıyor … Okumaya devam et SEBERG: Önemli Şeyler Yapmak İsteyen Bir Karakterin Dramı
Kategori: Eleştiri Yazıları
THE INVISIBLE MAN: Alternatif Bir “Gone Girl” Uyarlaması
Gillian Flynn’in popüler romanından uyarlanan, David Fincher yönetmenliğindeki Gone Girl 2014 yılında vizyona girmişti. Gerek hikayesi gerekse anlatımıyla o dönem büyük ses getiren bu filmin günümüzde yeniden yorumlanışını bir anlamda Leigh Whannell’in son filmi, H.G. Wells uyarlaması The Invisible Man’de (2020) görüyoruz; tek fark Whannell’in filmine biraz bilim-kurgu serpiştirilmiş ve ses altyapısıyla korku öğeleri daha … Okumaya devam et THE INVISIBLE MAN: Alternatif Bir “Gone Girl” Uyarlaması
IN THE MOOD FOR LOVE: Hong Kong’dan Kamboçya’ya Bir Aşk Sırrı
Quentin Tarantino'nun en sevdikleri arasında yer alan, Wong Kar-Wai'nin 2000 yılında kalemiyle yazdığı, kamerasıyla kendi sesinden okuduğu bir şiir filmdir In The Mood For Love (Aşk Zamanı). Wong Kar-Wai filmleri hüznün huzurunda seyrine devam eden ufak teknelere benzetilebilir. Bu tekneler yolcularını her defasında farklı bir limana götürür. Belki bu tekneler yeni limanlar yaratmaz ama yolcuları … Okumaya devam et IN THE MOOD FOR LOVE: Hong Kong’dan Kamboçya’ya Bir Aşk Sırrı
Sibel: The Story of a Woman’s Survival in an Oppressive Society
Sibel (2018) is an award-winning feature film directed by Çağla Zencirci and Guillaume Giovanetti. The film takes its name from the main character Sibel. Who is Sibel? She is the older daughter of the village headman, the older sister of a teenage girl. She is a villager. She is a hunter, she is a rebel, … Okumaya devam et Sibel: The Story of a Woman’s Survival in an Oppressive Society
1917 – Sinemasal Bir Vaha
Alfred Hitchcock’un 1935 yılında çektiği 39 Steps adlı film, bir dizi yakın çekimle başlar. Önce kocaman bir “Music Hall” yazısı, ardından küçük bir vezne, sonrasında vezneye doğru para uzatan bir adamın, içeriden ise bileti ve para üstünü uzatan bir kadının elini görürüz. Takip eden sahnede mekânın zeminini kaplayan halı, adamın biletini görevliye vermesi, bir kapıdan … Okumaya devam et 1917 – Sinemasal Bir Vaha
Amerikan Rüyasının Peşinde Vicdan Yenilgisi – THE INFORMER
Daha çok Western filmleriyle bilinen, ancak bu tarz filmlerin dışında pek çok başka türde üretime de imzasını atmış olan yönetmen John Ford’un 1935 yapımı filmi The Informer (Kadın ve Şeytan), 1920’lerde yaşanan İrlanda Bağımsızlık Savaşı’nı ve bu evrende geçen bir arkadaşlık ilişkisini konu ediniyor. The Informer, Türkçe çevirisindeki anlamı ihtiva etmeyen birçok filmden bir tanesi. … Okumaya devam et Amerikan Rüyasının Peşinde Vicdan Yenilgisi – THE INFORMER
Berlinale 2020’den Seçkiler (1) SHIRLEY: Klişeleşmiş Yazar Sendromları
Josephine Decker’in yönetmenliğinde çekilen Shirley, izleyicilerin karşısına ilk kez geçtiğimiz Sundance Film Festivali’nde çıktı. Susan Scarf Merrell’ın aynı adlı romanından uyarlama olan bu filmi, 70. Berlin Uluslararası Film Festivali de ENCOUNTERS kategorisinde konuk etmiş. Filmin başrollerinde Shirley Jackson karakterine hayat veren ve ayrıca son dönemin de önemli oyuncuları arasında yer alan Elisabeth Moss var. Filmin … Okumaya devam et Berlinale 2020’den Seçkiler (1) SHIRLEY: Klişeleşmiş Yazar Sendromları
Sade Ama Görkemli Duyguların Sineması: UMBERTO D.
İtalyan Yeni Gerçekçi[1] akımının önemli bir temsilcisi olan Vittorio De Sica’nın 1952 yapımı filmi Umberto D., köpeğinden başka hiçbir varlığı olmayan yaşlı bir adamı merkezine alıyor. Filme adını veren karakter Umberto Domenico Ferrari (Carlo Battisti), Roma’da yaşam mücadelesi veren emekli bir memur. Film, abartılı hiçbir yanı olmamakla birlikte, bir günün ve insan olmanın basitliğini onu … Okumaya devam et Sade Ama Görkemli Duyguların Sineması: UMBERTO D.
THE GENTLEMEN: Bir Guy Ritchie Filmi (mi?)
Başlıktaki saptamayı bir soruya çevirme ihtiyacının altında birkaç neden yatıyor ve bunlara tek tek değineceğiz elbette, öncesinde kısaca The Gentlemen’in (2019) kendisiyle ilgilenelim. Tek başına ele alındığında tipik bir Guy Ritchie filmi var karşımızda: Bir suç şebekesi, ilginç ve suçlu olmalarına rağmen bir noktaya kadar sevilesi karakterler, doğal olarak havada uçuşan İngiliz veya İrlanda aksanları, … Okumaya devam et THE GENTLEMEN: Bir Guy Ritchie Filmi (mi?)
POISON IVY: Kadınlığın Teslisi
Bilindiği gibi zehirli sarmaşık, kolay adapte olabilen inatçı bir bitki. Yaşamını sivri yapraklarını geçirip kanattığı konağından sağlıyor. Yalnızca konağına değil aynı zamanda çevresindeki çeşitli canlılara da zarar verme eğilimi mevcut. Zehirli sarmaşık liseli bir genç kız olarak ete kemiğe büründüğünde ise karşımıza 1992 yılında Katt Shea tarafından yazılıp yönetilen Poison Ivy (Zehirli Sarmaşık) filmi çıkıyor. … Okumaya devam et POISON IVY: Kadınlığın Teslisi
