Yerinde Takip Ettiğimiz 82. Venedik Film Festivaline Genel Bakış

Bu sene Dial M for Movie olarak üçüncü kez Venedik Uluslararası Film Festivali’ndeyiz, Burcu Meltem Tohum’un festival süresince izlediği filmler hakkındaki eleştirileri önümüzdeki 2 hafta boyunca sitemizde belirli aralıklarla yayınlanacak. Lanthimos’un merakla beklenen Bugonia’sı ve Guadagnino’nun tartışmalı yeni filmi After the Hunt hakkındaki yazılar yayınlandı bile. Bu sene 27 Ağustos – 6 Eylül tarihleri arasında … Okumaya devam et Yerinde Takip Ettiğimiz 82. Venedik Film Festivaline Genel Bakış

NOSFERATU (2024) – Vampir Mitosu Estetiği ve Ders Niteliğinde Bir Uyarlama

Dünya Prömiyerini 8 Kasım 2024’te Los Angeles’ta yapan Robert Eggers’ın dördüncü uzun metrajı Nosferatu (2024) festivallere pek uğramadan, gösterim serüvenini sessizce ve yavaş yavaş tüm ülkelerde sürdürdü, film ülkemizde de bugün, 3 Ocak 2025’te gösterime girdi. Eggers’ın son filmini “korku”, “dönem filmi” vs. gibi belli kategorilerde değerlendirmek mümkün ancak herşeyden önce sanatsal yönü ağır basan … Okumaya devam et NOSFERATU (2024) – Vampir Mitosu Estetiği ve Ders Niteliğinde Bir Uyarlama

OPPENHEIMER ya da Tarihe Tek Taraftan Bakmanın Dayanılmaz Hafifliği

Bu yılın (en azından şimdilik) Barbie (Gerwig) ile birlikte en çok konuşulan iki filminden biri, elbette Nolan’ın henüz çekim aşamasındayken bile “muhteşem bir film oldu” diyerek oldukça direkt bir şekilde reklamını yapmaya başladığı Oppenheimer (2023). Söz konusu yönetmen Christopher Nolan olunca, beklentiler oldukça yükseldi ve yönetmenin en az 5-6 filmini en ince ayrıntısına kadar bilen … Okumaya devam et OPPENHEIMER ya da Tarihe Tek Taraftan Bakmanın Dayanılmaz Hafifliği

GODLAND – Hlynur Palmason’dan Bir İzlanda Şiiri

Filmekimi’nde izlediğimiz ilk yapımlardan biri, İzlandalı yönetmen Hlynur Pálmason’un üçüncü uzun metrajı Godland (Vanskabte Land, 2022) oldu. Genel hatlarıyla Danimarkalı bir rahibin, misyonerlik çalışmaları kapsamında kilise inşa etmek için İzlanda’ya yaptığı seyahati temel alan filmde, Rahip Lucas’ın (Elliott Crosset Hove) deyişiyle “korkunç derecede güzel” İzlanda coğrafyası ve iklimi kesinlikle başrolde. Neyse ki yönetmen filmi bir … Okumaya devam et GODLAND – Hlynur Palmason’dan Bir İzlanda Şiiri

WOYZECK: Yaşam Denilen Şu Ölümcül Hastalık

Varoluşu denizde bir o yana bir bu yana salınan, ne yüzmeyi ne de batmayı becerebilen dümensiz bir gemiye benzeten Verlaine, hayattan dem vurduğunda en çok patibulaire (mezara özgü), spleen (iç sıkıntısı), sépulture (Araf) ve atroce (korkunç) sözcüklerini kullanan Baudelaire, olasılık kavramına “kişinin kendini öldürebiliyor olmasının ilgi çekici yanı” düzleminde yaklaşan Woolf, hayatta olduğu her an … Okumaya devam et WOYZECK: Yaşam Denilen Şu Ölümcül Hastalık

Herzog’dan Yeni Dünya Düzenine Bir Güzelleme: AİLE SAADETİ LTD.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Alman yönetmen Werner Herzog’un yaptığı Aile Saadeti LTD. / Family Romance LLC. (2019), Japonya’da geçen kurgusal bir belgesel olma özelliğine sahip. Kariyerinin son dönemlerinde belgesel türüne ağırlık veren Herzog, bu sefer karşımıza çoğunlukla kurgusal olan bir hikâyeyle çıkıyor. Yine de tüm bu kurgunun altında gerçek; bir şekilde oradan kafasını uzatarak göz kırpıyor … Okumaya devam et Herzog’dan Yeni Dünya Düzenine Bir Güzelleme: AİLE SAADETİ LTD.

Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

Universal Pictures’ın yaklaşık yedi yıldır ağzında gevelediği “Universal canavarlarını yeniden gündeme getireceğiz, bu evreni yeniden canlandıracağız” lakırdılarını açıkçası pek kimse ciddiye almıyordu. Ben de almıyordum zira ortaya çıkan “yeniden çevrimler” belli: Dracula Untold (2014), The Mummy (2017) ve The Invisible Man (2020). Özellikle Tom Cruise’lu, kanımca ne olduğunu oyuncuların bile açıklayamayacağı, sinema benzeri garabetten (Mumya) … Okumaya devam et Universal Monsters Yeniden Çevrimleri ve Tröst Haline Getirilen Çocukluk Hayallerimiz

NOSFERATU: Ekspresyonist Bir Tutku

Karanlık İmgesi Günümüze değin vampir temasına sırtını dayayan o kadar çok yapım var ki, yıllar geçtikçe bunlar içerisinde belli klişelerin ortaya çıkması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bir nevi mimetik altyapıya sahip olan bu filmlerin babası, F. W. Murnau’nun 1922 yapımı Nosferatu’sudur. Nosferatu, izleyeni etkilerken aynı zamanda ona bulaşan gizli ve yıkıcı bir yapımdır. Filmde vampir karakterini … Okumaya devam et NOSFERATU: Ekspresyonist Bir Tutku