David Lynch'in 1997 yapımı neo-noir türünün başlıca örneklerinden birisi olan Lost Highway kendi içinde kırılmalar yaşayan, kendi silahı ile kendini vuran, anlamları anlamsızlığa sürükleyen, kaçmalar ve kovalamalar arasında kaybolan ve her seferinde yeniden yaratılan bir metin niteliğinde adeta. Ruhsal kökenli füg (psychogenic fugue) olarak Lynch tarafından tanımlanan bu eser geçici bir hafıza kaybından veya yabancılaşmadan … Okumaya devam et LYNCH’İN ZİHNİNDE (Y)OL: Mulholland Çıkmazı’na Sıkışmış Kayıp Otoban ve Asfaltın Düşleri Hakkında
Kategori: Eleştiri Yazıları
TRISTANA – Sistematik Baskıdan Başkaldırıya: Buñuel’den Bir Başka Burjuvazi Eleştirisi
1970 yılında Benito Pérez Galdós’un romanı Tristana’dan esinlenerek çekilen Tristana Türkçe’ye Seni Sevmeyeceğim olarak geçen bir Luis Buñuel filmi. Oldukça spekülatif olan 1962 yapımı Viridiana’dan sonra Buñuel’in bu filmi yapmak için 8 sene beklemesi gerekti. Gelen sansürler sebebiyle film için izin almakta oldukça geciken Buñuel, 1970 senesinde nihayet bu filmi yapmayı başarabildi. Annesinin ölümünün ardından … Okumaya devam et TRISTANA – Sistematik Baskıdan Başkaldırıya: Buñuel’den Bir Başka Burjuvazi Eleştirisi
LA GRANDE BOUFFE: Hazmetmesi Zor, Mideye Taş Gibi Oturan Bir Film
İtalyan yönetmen Marco Ferreri’nin tüketici topluma karşı hicivsel, aynı zamanda şiirsel bir dışavurumu olan 1973 yapımı La Grande Bouffe (Büyük Tıkınma), içinde barındırdığı toplumsal ve sosyolojik eleştirileriyle bugün hala sinema tarihindeki ağırlığını koruyor. Geçtiğimiz ay kaybettiğimiz Michel Piccoli’nin de oyuncu kadrosunda olduğu La Grande Bouffe, bugün sinema tarihinde sadece insanlığın etik olarak çöküşünü simgeleyen gastronomik … Okumaya devam et LA GRANDE BOUFFE: Hazmetmesi Zor, Mideye Taş Gibi Oturan Bir Film
VIRIDIANA: İsyandan Diz Çökmeye Giden Yolda Kaybedilen Masumiyet
Luis Buñuel’in 1961 yapımı filmi Viridiana, merkezine rahibelik okulundaki genç bir kadını alır. Filmin dram / komedi olarak geçmesi bir tuhaflık içermemeli zira Buñuel trajedi içerisindeki absürtlüğü yakalayarak bunların anlamsızlığını ve komikliğini aktarmada usta bir yönetmen olmasıyla biliniyor. Başka bir filmde yer alacak olsa oldukça dramatik ve travma yaratıcı gerçeklikler, Buñuel filmlerinde bir güldürü ögesine … Okumaya devam et VIRIDIANA: İsyandan Diz Çökmeye Giden Yolda Kaybedilen Masumiyet
Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman
Christopher Nolan’ın hepimizi heyecanlandıran yeni projesi Tenet’in vizyona girmek için gün saymasına bir de Netflix’in ustaca işlenmiş dizisi Dark’ın üçüncü sezonuna haftalar kalmış olduğu bilgisi eklenince, aklımız doğal olarak zaman kavramına gitti. Bu duruma Edge of Tomorrow’un (2014) devam filminin (Live Die Repeat and Repeat) çekilmeye başlandığı bilgisini ve yine Netflix’de gösterimde olan Russian Doll … Okumaya devam et Groundhog Day ve Sinemada Yinelenen Zaman
Eskiyle Yeninin Kesiştiği Yer: Sesli Sinemaya Geçiş ve MAVİ MELEK
Dietrich’in Dünya çapında ün kazandığı film olan Der Blaue Engel, Türkçesi ile Mavi Melek, 1930 yapımı bir Josef von Sternberg filmi. İkilinin izleyen seneler boyunca sürmeye devam edecek olan iş birliğinin temelini atan film, 1924 yılının Almanya’sında geçiyor. Aynı zamanda bir profesörün aşkını ve bu aşk sebebiyle düşüşe geçen hayatını konu ediniyor. Sessiz film döneminden … Okumaya devam et Eskiyle Yeninin Kesiştiği Yer: Sesli Sinemaya Geçiş ve MAVİ MELEK
NOCTURNAL ANIMALS: Bir İntikam Aracı Olarak Kağıt Kesiği
Moda tasarımcısı ve film yönetmeni olan Tom Ford'un yazar Austin Wright'ın "Tony & Susan" adlı kitabından beyazperdeye uyarladığı 2016 yapımı Nocturnal Animals, klasik film noir unsurlarını içinde barındıran başarılı bir neo-noir örneği. Kitabın yazımında kullanılan metafiction yöntemi filmde de görsel olarak sekanslar arası keskin fakat anlaşılır geçişler ile yeniden yaratılmış. Normalin aksine daha farklı bir … Okumaya devam et NOCTURNAL ANIMALS: Bir İntikam Aracı Olarak Kağıt Kesiği
İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)
Afgan kökenli Alman yönetmen Burhan Qurbani tarafından çekilen Berlin Alexanderplatz’ın Dünya prömiyeri geçtiğimiz 70. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yapıldı. Film, Alman yazar Alfred Bruno Döblin’in, 1929 yılında yayımlanan aynı adlı eserinden uyarlama. Alman edebiyat tarihinde ilk metropol roman olarak yerini alan bu eser yayınlandığı tarihten günümüze dek televizyon ve sinema dünyasında sık sık uyarlamalara konu … Okumaya devam et İçkin Sınırlar İçin İçerilmiş Ayrıklıklar: BERLIN ALEXANDERPLATZ (2020)
AŞK ve ÖLÜM: “Sen Hayatsın ve Ben Onu Terk Ediyorum”
Türkçe’ye Aşk ve Ölüm olarak geçen A Matter of Life and Death (1946) bir yandan Stairway to Heaven diye de biliniyor çünkü Amerika’daki dağıtımı bu ad altında yapılmış bulunmakta. Filmin yönetmenleri Michael Powell ve Emeric Pressburger, nam-ı diğer The Archers yani Okçular, “Stairway to Heaven” isminden pek memnun olmasa da Amerikan izleyicisinin isminde death yani … Okumaya devam et AŞK ve ÖLÜM: “Sen Hayatsın ve Ben Onu Terk Ediyorum”
THE SERVANT: Ezber Bozan Bir Efendi-Köle İlişkisi
The Servant, veya Türkçe’ye çevrilmiş haliyle Genç Hizmetçiler, 1963 yapımı bir Joseph Losey filmi. Film, yönetmeni dışında bütünüyle bir İngiliz filmi olma özelliği taşıyor. Joseph Losey, 1950’lerde Amerika’da oldukça yaygın olan komünist cadı avında adı kara listeye alınan yönetmenlerden. Bu sebepten birçok yönetmen gibi o da ülke değiştiriyor ve İngiltere’ye taşınıyor. Burada birçok film ortaya … Okumaya devam et THE SERVANT: Ezber Bozan Bir Efendi-Köle İlişkisi
