HOT MILK: Üzüntüye Dayalı Kronik Bir Rahatsızlık İhtiyacı

75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin bol dramlı ve her sahnesi neredeyse duygusal bir kriz anıyla dolup taşan filmi Hot Milk (2025), türün takipçisi olmayanların ağzını yakabilir. Rebecca Lenkiewicz’in yönetmenliğinde gerçekleşen filmin başrollerinde Emma Mackey (Sofia), Vicky Krieps (Ingrid), Fiona Shaw (Rose) ve Patsy Ferran (Julieta) gibi isimler var. Çözülememiş aile ilişkilerinin yanısıra ayağı yere basmayan … Okumaya devam et HOT MILK: Üzüntüye Dayalı Kronik Bir Rahatsızlık İhtiyacı

HONEY BUNCH: Kendi Malzememle Beni Benden Daha Güzel Yap

Dusty Mancinelli ve Madeleine Sims-Fewer’ın son filmi 75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde tür olarak dikkatimizi çeken bir başka yapım oldu. Oldukça bilindik bir travma durumundan bir bilim-kurgu sarmalı yaratan Honey Bunch (2025), hafıza kaybının getirmiş olduğu mevcut durumun şiddetli yansımasıyla ve ekranda karşımıza çıkardığı karakter yapılarıyla alışık olduğumuz tür içinde izleyiciyi yoğuruyor. Anlatı bakımından takip … Okumaya devam et HONEY BUNCH: Kendi Malzememle Beni Benden Daha Güzel Yap

MICKEY 17: Hicvin Tek Kullanımlık Basit Halkası

75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Berlinale Special Gala kategorisinde gösterilen Bong Joon Ho’nun Mickey 17 (2025) filmi bilimkurgu türüne hicivsel bir yaklaşım yakalamaya çalışırken türünü komediye döndürüyor. Filmin başrollerinde Robert Pattinson (Mickey Barnes), Steven Yeun (Timo), Naomi Ackie (Nasha), Mark Ruffalo (Kenneth Marshall), Anamaria Vartolomei (Kai Katz) ve Toni Collette (Ylfa) bulunuyor. Edward Ashton’ın Mickey7 … Okumaya devam et MICKEY 17: Hicvin Tek Kullanımlık Basit Halkası

IF I HAD LEGS I’D KICK YOU – Dalgaların Arasına Fırlattığımız Bedenimizin Ağırlığı Bizi Hafifletir

Mary Bronstein’in ikinci uzun metraj filmi olan ve 75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde (Berlinale) yarışma kategorisinde gösterilen If I Had Legs I'd Kick You (Bacaklarım Olsaydı Seni Tekmelerdim, 2025), bir “delik” anlatısı üzerinden film boyunca giderek açılmakta olan bir yarık üzerinden kendi diline uygun bir felsefe anlatısı yaratıyor. Bu bağlamda tavanda açılan delik sadece orada … Okumaya devam et IF I HAD LEGS I’D KICK YOU – Dalgaların Arasına Fırlattığımız Bedenimizin Ağırlığı Bizi Hafifletir

SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 5: Trojan’s Horse) – Bellek Yelpazesindeki Her Renk İçin Farklı Bir Birey

Dizinin 14 Şubat’ta AppleTV+’ta yayınlanan beşinci bölümünün adı da yine ikili bir anlam, daha doğrusu çok yönlü tek anlam içeriyor. Bölümün adını birebir kullanan karakter Ricken Hale (Michael Chernus) elbette sadece içsellerin okuması için planlanan yeni kitap projesini kast ediyor: İçsellerin daha iyi çalışmasını sağlayacak bir Truva Atı. Öte yandan, hem dizide hem de özellikle … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 5: Trojan’s Horse) – Bellek Yelpazesindeki Her Renk İçin Farklı Bir Birey

BLUE MOON: Onlara Masalın Kötü Bittiğini Söyle

Richard Linklater’ın son filmi Blue Moon (2025), uzun zamandır beklediğimiz, içerik bakımından edebi metinlerle desteklenmiş, teatral havasını abartıya kaçmadan, sanatsal dışavurumunu da her sekansında büyük bir titizlikle yapan bir yapım. 75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde yarışma kategorisinde izlediğimiz Blue Moon, söz yazarı, besteci ve müzikal yazarı olarak bilinen Lorenz Hart’ın son dönemlerine odaklanıyor. Yazar Robert … Okumaya devam et BLUE MOON: Onlara Masalın Kötü Bittiğini Söyle

THE UGLY STEPSISTER: Tek Gözlü Kikloplar İki Gözlülere Hayran Kalırken

Emilie Blichfeldt’ın ilk uzun metraj filmi olan The Ugly Stepsister (Den stygge stesøsteren, 2025) bu yıl 75. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin (Berlinale) Panorama kategorisinde gösterildi. Dial M for Movie olarak hazırladığımız film seçkimizde yer alan The Ugly Stepsister, özellikle son dönemlerde “güzellik” ve “çirkinlik” üzerinden yürütülen kavramlara şapka çıkarıyor. Başrollerinde Lea Myren (Elvira), Thea Sofie … Okumaya devam et THE UGLY STEPSISTER: Tek Gözlü Kikloplar İki Gözlülere Hayran Kalırken

Erkan Tahhuşoğlu’nun DÖNGÜ Filmi ve Minör Sinema

Gilles Deleuze ile Félix Guattari, Kafka: Minör Bir Edebiyat İçin adlı kitaplarında minör edebiyatı “bir azınlığın majör bir dilde yaptığı edebiyat” olarak tanımlarlar ve üç temel özellikle açımlarlar. Dilin yersizyurtsuzlaşması, minör edebiyatın birinci özelliğidir. Minör olandan çıkıp majör, diğer deyişle yabancı kısımlarda dolaşmak anlamına gelen yersizyurtsuzlaşma; yazmama, majör dilde yazma ve başka türlü yazma olanaksızlıklarının … Okumaya devam et Erkan Tahhuşoğlu’nun DÖNGÜ Filmi ve Minör Sinema

SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 4: Woe’s Hollow) – Gırtlağa Yapışmış Derin Boşluğun Uçurumundan Atlamayı Düşünen Bir Rüya

Dışarıda olmanın dayanılmaz ağırlığıyla birlikte gözlerimizi atmosferin yakıcı beyazlığında Irving (John Turturro) ile açtığımız Severance’ın Woe's Hollow adlı bölümü zihnin donukluğuna imgesel bir gönderme yapıyor. Buna göre sürekli ofis ortamında gördüğümüz, etrafta ölü zihinlerini taşıyan bedenlerin bu sefer fiziksel olarak kendilerini sınırlamayan bir mekânın sonsuzluğuna dağıldıklarına tanıklık ediyoruz. Böylece gözlerimiz ofisin mavi (MDR mavisi) ve … Okumaya devam et SEVERANCE (Sezon 2, Bölüm 4: Woe’s Hollow) – Gırtlağa Yapışmış Derin Boşluğun Uçurumundan Atlamayı Düşünen Bir Rüya

CONCLAVE – Cehennem Bir Diğer Cehennemi Çağırır

Genel olarak zayıf bir sinema yılı olarak adlandırılan 2024’ün kuşkusuz ki ülkemizde en çok beklenen filmlerinden bir tanesi Edward Berger’in yönetmen koltuğunda oturduğu Conclave (Konsey, 2024) idi. 2022’nin dört Akademi (Oscar) ödüllü savaş filmi All Quiet on the Western Front (Batı Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok) ile dikkatleri üzerine çekmiş olan İngiliz sinemacı Berger’in Conclave’i … Okumaya devam et CONCLAVE – Cehennem Bir Diğer Cehennemi Çağırır