Görsel düzlemde retorik olarak ilerleyen hikâye akışını teknik bağlamda serinin dışına alan 28 Years Later (28 Yıl Sonra, 2025), kendinden önceki iki filme pek bakmaksızın kendi anlatısında bireysel bir şekilde ilerleyen bir yapım. Tam anlamıyla teknolojiye sırtını dayayan bir görsel düzlemi olan filmin o eski grenli veyahut amatör kamerayla çekilmiş halinden eser yok. Bu da … Okumaya devam et 28 YEARS LATER: Devasa İmgelere Boyanmış Gerilimin Jazz Hali
Etiket: Gerilim
HALF LIGHT Filminde Güvenilmez Anlatıcılar ve Türsel Uylaşımlar
Sözlükte “güven” sözcüğü şöyle tanımlanır: “Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu” (1998, s. 915). Böyle bir duyguya hangi koşullarda erişmek mümkündür? Korkunun temelindeki tehlike olasılığı, çekinmenin temelindeki kaçınma eğilimi ve kuşkunun temelindeki menfi duygu nasıl bertaraf edilir? Günlük yaşamda biri bize bir hikâye anlattığında karşımızdakine güvenmeye meyilliysek ve bariz tutarsızlıklar dikkatimizi hemen … Okumaya devam et HALF LIGHT Filminde Güvenilmez Anlatıcılar ve Türsel Uylaşımlar
EDDINGTON: Farklı Olmakla Lanetlenmenin İki Yolu
Günümüzde Amerika’nın politik konumunu düşünecek olursak, son gelişmeleri ışığında Ari Aster’in 78. Cannes Film Festivali’nde yarışma kategorisinde gösterilen son filmi Eddington (2025) için oldukça politik göndermeleri olan bir film diyebiliriz. Yönetmenin daha önceki hiçbir eserine benzemeyen bu filmde toplumun kendisine yabancılaşmasına dair iki farklı yolun birbiriyle kesişmesine tanıklık ediyoruz. Buna bağlı olarak 2020 yılı itibariyle … Okumaya devam et EDDINGTON: Farklı Olmakla Lanetlenmenin İki Yolu
GOLEM (’80) – Alman Ekpresyonizmine Bulanmış Bir Transhümanist Anlatı
Bu yazımızda siz okuyucularımıza, kariyerinde yalnızca 6 uzun metrajlı film çekmiş olan Piotr Szulkin’in 1980 yapımı ilk uzun metrajı olan GOLEM adlı başyapıtının detaylı analizini yapmaya çalışacağız. Yazı sürprizbozan / spoiler içereceğinden ötürü okumadan önce filmi izlemenizi tavsiye eder, şimdiden iyi okumalar dileriz. KONU: İkinci Dünya Savaşı sonrasında bilinmeyen distopik bir gelecekte tıp deneylerinin yaygınlaştığı … Okumaya devam et GOLEM (’80) – Alman Ekpresyonizmine Bulanmış Bir Transhümanist Anlatı
BLUE VELVET: Gotik Hayaletin Soyutlaştırdığı Öteki Kulak
Bir anlamda fragmanlar halinde bir bedenin düşüşü olarak da düşünülebilen Blue Velvet (Mavi Kadife, 1986), David Lynch’in gerçeklik ve fantezi öğelerinin en yüksek seviyede seyrettiği filmlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir yanda izleyicinin önüne sermiş olduğu beden parçalarıyla en ince ayrıntısına kadar ilgilenirken diğer yandan tam olarak belli bir fantezinin kölesi olmuş duygulara rehberlik eden … Okumaya devam et BLUE VELVET: Gotik Hayaletin Soyutlaştırdığı Öteki Kulak
SINNERS: Çok Sesli Epik Bir Vampir Denemesi
2010’lu yıllarda Fruitvale Station, Creed gibi filmlerle adını duyurmaya başlayan Amerikalı yönetmen Ryan Coogler bu yıl oldukça ses getiren Sinners (Günahkarlar, 2025) ile görücüye çıktı. Bu yazımızda Sinners’ın okumasını yapmaya çalışacağız. Yazımız spoiler içermemektedir, herkese keyifli okumalar dileriz. KONU: Smoke / Stack adlı ikiz kardeşler mafyavari geçmişlerini geride bırakmak için memleketlerine geri dönerler. Burada yeni … Okumaya devam et SINNERS: Çok Sesli Epik Bir Vampir Denemesi
COMPANION – İnsan Tüm Dünyanın Kurdudur
Genç yönetmen Drew Hancock’un yazıp yönettiği ilk uzun metraj olan Companion (Kusursuz Arkadaş, 2025) ‘kusursuz’ bir kadın robot olan Iris (Sophie Thatcher) ile, onu arkadaş grubuyla tanıştıracak olan Josh’un (Jack Quaid) geçirdiği iki güne odaklanıyor. Herhangi bir tanışma, aynı hayatın kendisi gibi son derece normal olabilir. Ne var ki hayatın tekdüzeliğine sıkışmış olan sıradanlık ise, … Okumaya devam et COMPANION – İnsan Tüm Dünyanın Kurdudur
BABYGIRL – Tuza Yatırılmış Dilin Ucunu Isıran Kırbaç Darbeleri
Bodies Bodies Bodies (2022) filminden sonra Babygirl (2024) ile izleyicinin dişil bakışlarını negatif enerji yüklü bir evrenle buluşturan Halina Reijn kendisini öznesiz bir yüklemle ilişkilendiren Romy (Nicole Kidman) karakteri üzerinden, izini sürdüğü sınırların peşine düşüyor. Film pazarlanma yapısı gereği, kompozisyonun ortaya koymuş olduğu unsurların “olumlu” yönde çıtasını zorlaması açısından bir beklenti doğurmasına karşın, ortaya tam … Okumaya devam et BABYGIRL – Tuza Yatırılmış Dilin Ucunu Isıran Kırbaç Darbeleri
İnsan Ne ile Yaşar? – BAĞIMLILIK / THE ADDICTION
1971’de başlayan sinema kariyerinde çektiği birbirlerinden oldukça farklı filmlerle tanınan Abel Ferrara’nın 1995 yapımı filmi The Addiction (Bağımlılık), özellikle yönetmenin sinemasal çeşitliliğini anlamamız açısından biçilmiş kaftan olarak görebileceğimiz bir eser. Ms. 45 (Ferrara, 1981) ve sonrasında başlayan, 90’larda New York’u arkasına alarak dünyanın bu en görkemli şehrinin kaybedenlerini, banliyölerini kendine dert edinen Ferrara’nın neo-noir tadını … Okumaya devam et İnsan Ne ile Yaşar? – BAĞIMLILIK / THE ADDICTION
ONUR SAVAŞI (JAGTEN / The Hunt) – Aile Kavramına ve Toplumsal Lince Sıradışı Bir Yaklaşım
Danimarka sinemasının güçlü isimlerinden Thomas Vinterberg, Mads Mikkelsen gibi ikonik bir oyuncuyla iş birliği yaparak, insan doğasının karanlık yönlerini ve toplumsal bağların ne kadar kırılgan olduğunu sinematografik bir ustalıkla gözler önüne seriyor Jagten’de (Onur Savaşı, 2012). Bu filmde Lucas karakterine hayat veren ve duygu yüklü mimikleri ve derin anlamlar taşıyan bakışlarıyla Mikkelsen, adeta izleyiciyi ekrana … Okumaya devam et ONUR SAVAŞI (JAGTEN / The Hunt) – Aile Kavramına ve Toplumsal Lince Sıradışı Bir Yaklaşım
