Tereddüt (2016), Pandora’nın Kutusu (2008) ve Bulutları Beklerken (2003) filmleri nedeniyle 1990 kuşağı bağımsız sinema yapan yönetmenler arasında yeni bir filmini izlemeyi en çok istediğim yönetmendir Yeşim Ustaoğlu. Bu filmlerin biçemi ve söylemi, yönetmenin bundan sonraki filmlerini daha başka bir heyecanla beklememe neden olurken Rüçhan Çalışkur gibi usta oyuncularla Yeşim Ustaoğlu çapında bir yönetmenin buluşması … Okumaya devam et Kayıp Bir Yüzün / Kimliğin İZİNİ Sürmek (İZ / Yeşim Ustaoğlu)
Etiket: Gerilim
THE BEAR – 3. Sezon: Gastronomiye Öykünen Dram Balçığı
Bilişsel davranışlar, kişilik ifadesi ve sosyal davranışların bir nevi ilkelerini kendi kurgusu içerisinde son iki sezondur tekrarlayan The Bear, üçüncü sezonunun (2024) ilk bölümü itibariyle bir anlamda dram türü üzerine reklam filmi tadında bir başlangıç ile karşımıza çıkıyor. Gerek bu dram anlatısında kompozisyonunun içerisine yedirmiş olduğu alt taban müzik kullanımı olsun gerekse içerik anlamında kendisini … Okumaya devam et THE BEAR – 3. Sezon: Gastronomiye Öykünen Dram Balçığı
RIPLEY – Bölüm 4: Tatlı Hayat (Tematik ve Göstergebilimsel Okuma)
Önceki bölümde, denizin ortasında gerçekleşen cinayetin ardından, La Dolce Vita başlıklı dördüncü bölüm baştan aşağı su temasının gölgesinde ilerliyor demek abartı olmayacaktır, bir anlamda Ripley’nin (Andrew Scott) – eğer varsa – suçluluk duygusunun dışavurumu, sinemasal düzlemde göstergebilimsel terimceyle “su yerdeşliği (isotopie)” aracılığıyla gerçekleşiyor. Suçluluk duygusu yerine söz konusu olanın aslında Dickie’ye (Johnny Flynn) dönük basit … Okumaya devam et RIPLEY – Bölüm 4: Tatlı Hayat (Tematik ve Göstergebilimsel Okuma)
TEK FİLMLİK YÖNETMENLER – 1
Bu özel dosyamızda siz okuyucularımıza çektikleri tek filmle tahmin edilemeyecek bir noktaya ulaşıp kariyerlerinde ne yazık ki bir daha o noktaya gelemeyen yönetmenlerin o “tek” filmlerini ele alacağız. Yazılar spoiler / sürprizbozan da içerecektir. İyi okumalar dileriz. AMERICAN HISTORY X - 1998, TONY KAYE Yönetmen Tony Kaye’in dünyaya armağan ettiği American History X, meşhur 90’lar … Okumaya devam et TEK FİLMLİK YÖNETMENLER – 1
LONGLEGS: Deriden Yapılma Maskenin Ardındaki Gölgenin Fısıltılı Yakarışı
Tıpkı gönderme yaptığı Sharon Olds’un “Satan Says” şiirinin ilk mısrasında yer aldığı gibi tamamıyla kutu formatında bir sahne ile açılarak izleyicinin en başından itibaren derisine usulca işleyen sessiz bir gerilimi uykusundan uyandıran Osgood (Oz) Perkins’in son filmi Longlegs (2024), beklenilen etkiyi oldukça yüksek oranda karşılıyor. Fransa’da önceki gün (10 Temmuz) gösterime giren film için soluğu … Okumaya devam et LONGLEGS: Deriden Yapılma Maskenin Ardındaki Gölgenin Fısıltılı Yakarışı
MAXXXINE: Bir Adet Hollywood Aromalı Milkshake, Yanına Giallo Soslu Hotdog
X üçlemesinin son halkası olarak kabul edilen MaXXXine (2024), “slasher”, “giallo” ve “1980’ler estetiği” alanlarına giren fantezileri aynı potada eriterek duyusal bir deneyim eşliğinde kendisine sunulan deriyi ikinci bir kabuk olarak kullanıp tam anlamıyla somut temsiline ulaşıyor. Yıldız olmanın esas amaç olarak görüldüğü ve bu yolda en büyük aracı şeklinde kullanılan sinema endüstrisinin, film boyunca … Okumaya devam et MAXXXINE: Bir Adet Hollywood Aromalı Milkshake, Yanına Giallo Soslu Hotdog
I SAW THE TV GLOW: Büyüsünü Yitiren Televizyonun Ölü Nesnesi Olmak
Jane Schoenbrun'un üçüncü uzun metraj filmi olan I Saw the TV Glow (“TV Ekranının Parladığını Gördüm”, 2024), televizyonun yarı soluk rengine kapılmış yapay bir gerçekliğin geçidini, bir ekranın gri tonlarına sığınmış pürüzlü dudaklara taşıyor. Film her ne kadar çoğunlukla yumuşak denebilecek alanlara çıplak ayakla basıyor olsa da, sekansların arasından seken, bir nevi imge evrenimizde paslanmış … Okumaya devam et I SAW THE TV GLOW: Büyüsünü Yitiren Televizyonun Ölü Nesnesi Olmak
EN ATTENDANT LA NUIT: Gece Kendi Dışında Hiçbir Yere Götürmez
2024 yılında geçtiğimiz yıllara göre vampir alt ve üst temalı birçok film karşımıza çıktı. Hiç kuşkusuz bunlardan poetik olarak dikkat çekici olanı Céline Rouzet’nin ikinci uzun metraj filmi olan En attendant la nuit (For Night Will Come / Geceyi Beklerken, 2023) farkını gösteriyor. Oldukça narin bir dokusu olan film, gündüze susamış bir karakter üzerinden izleyiciyi … Okumaya devam et EN ATTENDANT LA NUIT: Gece Kendi Dışında Hiçbir Yere Götürmez
Saf Kötü Bir Zihnin Anatomisi – HENRY: PORTRAIT of a SERIAL KILLER
Amerikalı yönetmen John McNaughton’un 1986’da çektiği Henry: Portrait of a Serial Killer (Henry: Bir Seri Katilin Hikayesi) tarihin gördüğü en acımasız ve aynı zamanda patolojik bir yalancı olan seri katil Henry Lee Lucas’ın hayatının bir döneminde ortaklık ettiği Ottis Toole ile birlikte işledikleri seri cinayetlerinin geçtiği yıllarına odaklanıyor. ELEŞTİRİ Her şeyden önce yönetmen John McNaughton’u … Okumaya devam et Saf Kötü Bir Zihnin Anatomisi – HENRY: PORTRAIT of a SERIAL KILLER
THE WATCHERS: Mülkü Tehlikede Olanın Brechtyen Sahibesi
Kayıp bir mekânın içinde bireylerin duygularının köleleştirildiği ve öz kimliğin bir nevi kopyala-yapıştır eylemiyle bireyin kendisine yabancılaştırılmaya çalışıldığı sömürücü bir ortamı odağına alan Ishana Night Shyamalan’ın ilk uzun metraj filmi The Watchers (Gözcüler, 2024), izleyiciyi tamamen izole bir alanın içerisine çekerek alegori metoduyla seyircinin kendisini birebir izleyen olarak hedef alıyor. Gotik ve korku türünde yazan … Okumaya devam et THE WATCHERS: Mülkü Tehlikede Olanın Brechtyen Sahibesi
