ANGST: Evde Unutulan Kelimelerin Damakta Bıraktığı Nahoş Tat (PIFFF #1)

Bu yıl 11. kez düzenlenen Paris International Fantastic Film Festival (PIFFF) kapsamında La Séance Culte kategorisinde gösterilen ve Gerald Kargl’ın yönetmiş olduğu Angst (1983), aç bırakılmış bir zihnin hayatta kalma mücadelesini konu alıyor. Başrolünde Psikopat adlı karakteriyle tüm filmi sırtlayan Erwin Leder, sahip olduğu karakteristik formuyla korku-gerilim türünde hatırlaması oldukça kolay bir yüz bırakıyor. Zbigniew … Okumaya devam et ANGST: Evde Unutulan Kelimelerin Damakta Bıraktığı Nahoş Tat (PIFFF #1)

PEARL : Kayıp Hayallerden Dikilen Çürümüş Bedenler

X (2022) öncülüğünde yeni bir gerilim serisi başlatan Ti West, Pearl (2022) filminden hareketle kırmızı rengin tonlarına odaklanmış plan çekimleriyle korkunun nostaljik olarak hissedildiği halini yeniden tasarlamış. Hayaller uğruna belirsizliği ifşa etmeye yemin etmiş karakterleri X filmi serisi boyunca ayakta tutan West, prodüksiyon açısından bünyesine aldığı hemen her objeyi de bu düzlemde beslemiş. Filmin başlangıcından … Okumaya devam et PEARL : Kayıp Hayallerden Dikilen Çürümüş Bedenler

SPEAK NO EVIL : Seri Üretim Sonrası Bedenin Defolu Figürleri

Tikel bir toplumun ideal düşünü en dağınık olabilecek şekilde planlayarak gerçekleştirmeye çalışan Speak No Evil (2022) için insan organlarının, temiz bir masaya gelişigüzel serilen yapboz parçacıklarından bir farkı yok. 28. L’Étrange Festival’in öne çıkan seçkilerinden biri olan film, tanıdık bir kötülüğü yabancılaştırarak kurmacasını güçlü bir şekilde gerçek kılmaya çalışıyor. Yönetmen koltuğunda Christian Tafdrup’un oturduğu filmde … Okumaya devam et SPEAK NO EVIL : Seri Üretim Sonrası Bedenin Defolu Figürleri

THE BLACK PHONE: Primitif Korkunun Pratik Naifliği

Stephen King'in oğlu Joseph Hillstrom King’in (Joe Hill) aynı adlı kısa öyküsünden uyarlanan The Black Phone’un (Siyah Telefon, 2021) yönetmen koltuğunda The Exorcism of Emily Rose (2005), Sinister (2012) ve Doctor Strange (2016) gibi filmlerin yönetmenliğini üstlenen Scott Derrickson bulunmakta. The Black Phone’un Sinister ile olan benzerliği ve görsel izdüşümleri filmin başından sonuna dek en … Okumaya devam et THE BLACK PHONE: Primitif Korkunun Pratik Naifliği

BRAM STOKER’S DRACULA: Vampir Temasına Hollywood Dokunuşu

Vampirler, sinema tarihinin defalarca kullanılmış nihai temalarından biri. F.W. Murnau’nun Nosferatu’sundan (1922) günümüz Twilight serisine (2008-2012) kadar vampir teması bir bakıma sömürüldü ve yüzlerce farklı vampir yorumu ortaya çıktı. Bu yorumların büyük çoğunluğunun Bram Stoker tarafından 1897’de kaleme alınan Dracula romanına dayanıyor oluşu yönetmen ve senaristleri engellemedi ve aynı eserden çeşit çeşit tiplemeler, hikâyeler ve … Okumaya devam et BRAM STOKER’S DRACULA: Vampir Temasına Hollywood Dokunuşu

MEN: Seçilmiş Huzursuzluğun Pitoresk Hikaye Anlatımı

Alex Garland’ın yönetmenliğinde fazlasıyla pastoral çerçevelere maruz kalmış olan Men (Adamlar, 2022) kuşkusuz yılın en çok beklenen filmleri arasında. Yönetmenin Ex Machina (2014) ve Annihilation (2018) filmlerinden sonra üçüncü uzun metrajı olarak karşımıza çıkan Men, donuk bir kırgınlığın peşinden sürüklenen ve onu gizemli bir ava dönüştüren bireysel ıstırabı damıtma eylemini, doğa ile buluşturan bir film. … Okumaya devam et MEN: Seçilmiş Huzursuzluğun Pitoresk Hikaye Anlatımı

FROM: Gündüzün Namevcudiyetinde Gecenin Talihini Kovalamak

Baştan sona zaman ve mekân odaklı olan From (2022), The Third Day (2020) mini dizisini anımsatan bir atmosfere sahip. İmge ve simgeler aracılığıyla çeşitli kültlere de selam eden dizi, doğa ve onun dünyaya teslim ettiği kültür üzerinden bir mekân okumasına olanak tanıyor. İlk bölümünden itibaren korku öğelerinin tanıdık topraklarında bizi gezintiye çıkaran From, gücünü bugün … Okumaya devam et FROM: Gündüzün Namevcudiyetinde Gecenin Talihini Kovalamak

YOU WON’T BE ALONE: İnsan Olmanın Hüznü ve Sinemasal Bir Şiir

Bu yılın Sundance Film Festivali gösterimlerinden biri de Goran Stolevski’nin “You Won’t Be Alone” (Yalnız Olmayacaksın) adlı ilk uzun metraj filmiydi, çok merak etmemize rağmen festivalde gösterildiğinde (22 Ocak 2022) izleyememiştik. En sonunda geçtiğimiz hafta izlediğimizdeyse, bu film ve yönetmeni hakkında kesinlikle konuşmamız lazım diye düşündük. Gerçekten de imkanınız varsa bu sayfayı hemen kapatın ve … Okumaya devam et YOU WON’T BE ALONE: İnsan Olmanın Hüznü ve Sinemasal Bir Şiir

DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

Dario Argento filmografisinde son koltukta yerini alan 2022 yapımı Dark Glasses (Occhiali neri), bu yıl 41. İstanbul Film Festivali’nin dikkat çeken filmleri arasındaydı. Yönetmenin özellikle The Bird with the Crystal Plumage (1970), Deep Red (1975), Suspiria (1977), Inferno (1980), Phenomena (1985) ve Opera (1987) gibi kült filmlerinin yanında oldukça sönük kalan Dark Glasses, kesinlikle bir … Okumaya devam et DARK GLASSES: Giallo’nun Gözyaşları

HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)

41. İstanbul Film Festivali’nin “fantastik film” temasını elinde tutan filmi Hatching (Pahanhautoja, Kuluçka, 2022), oldukça bireysel ve izole bir değişim anlatısına tanıklık etmemize olanak sağlıyor. 2018 yapımı Puppet Master adlı kısa filmiyle de hatırlayacağımız yönetmen Hanna Bergholm, önceki çalışmalarında olduğu gibi “değişim ve dönüşüm”ün kıyılarında yüzmeye devam ediyor. Sundance Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapmış olan … Okumaya devam et HATCHING: Evcilleştirdiğimiz Rafine Beden/ler (Pahanhautoja, 2022)